haydi kampa!

daha, ilk iki günden, bu kadar eğleneceğimi ve insanlarla kaynaşacağımı, inanın ummazdım. yıllarca, ben de, bu tür oluşumlar içerisinde yer aldım, avrupa komisyonu sayesinde ama buz kırıcılar ilk günden işe yaramazlardı hiç. ancak 3. veya 4. günde çözülürdü herkes. en azından ben çözülmezdim, bir de aklım başka yerlerdeyken, bu hiç kolay değildi…

çok geldim fethiye’ye ama buradaki tek hatıram senmişsin gibi. kalbim kanıyor üzümlü kek. her bir köşesini döndüğümde, kalbimin, farklı bir yeri kanıyor.

çocuk kalpli

çok ilginç bir duygu. buraya hiç gelmediysem, 20 kere gelmişimdir ama sadece üzümlü kek’i hatırlarım, her yeni gelişimde. hatta döner dönmez, bir de aile gezisi yapacağız buraya. eşim de gelecek ama eminim ki, o zaman da üzümlü kek, yine, bir an olsun, aklımdan çıkmayacak.

dün ilk programımız, saklıkent ve gizlikent jeep safari oldu. bu sırada da ek akviteler yaptık. benim için en güzeli, kuşkusuz bu mini raftingti:

soğuk kanyonun ve su savaşlarının ardından, otele büyük bir yorgunlukla döndüm. geceleri, bir saniye bile uyanmadan yatıyorum program sayesinde. her şey çocuk güzeldi. ankara havaları hariç tabi.

“istanbul’un en güzel yanı ne biliyor musun? ankara’ya dönmesi”

hayır bence, oranın üzümlü kekleri çok tatlı. o yüzden gitmeli.

çocuk kalpli

üstteki cümle, üzümlü kekin babasına, alttaki ise bana aittir. üzümlü kek ise, rüyamda kızmıştı bu işte. demek, başka üzümlü kekler de var demişti. aynen üzümlü kek, bir sürü! ankara ile dalga geçiyorsun da dedi ankara havaları yüzünden ama ben ciddiye almadım. kendi gece gündüz, ankara havaları dinliyor sanki!

canımı alıyor bugünlerde yine…

ikinci günümüz ise, yamaç paraşütü ile başladı.

ilk üzümlü kekimle yapmıştım bunu. hatırası hep başkadır, bu yüzden. ilk yaptığımızda, kendim için değil, onun için çok korkmuştum. ikimiz de, aynı anda havadaydık. nasıl panik yaptığımı, tahmin bile edemezsiniz ki, o zamanla böyle değildim bile üzümlü kek’e. şimdi zaten bambaşka:

telefonumdaki fotoğraflarını, kafandan öpeceğim diye kaptım ben delta’yı ama pişman değilim, keşke daha çok olsalar.

çocuk kalpli

nasıl virüs aldım diye soruyorum bugünlerde kendime. aslında, cevap o kadar açık ki, görmemezlik mümkün değil. ne kadar dikkat edersen et, ellerin mutlaka bir sürü yere dokunuyor. sen de, elindekileri bulaştırınca telefona, üzümlü kekin, her fotoğrafını kafasından öptüğünde, virüs ağzına gidiyor, tabii oradan da ciğerlere.

ama. yazdığım gibi pişman değilim. keşke, daha çok, üzümlü kek fotoğrafı olsa hayatımda. nasıl ölsa ölmüyorum, kurtuluyorum, her defasında bir şekilde. tabii, üzümlü kek olmasa, sonuncusundan hayatta kalabilmek çok kolay değildi ama o varken, artık bana hiçbir şey olmazmış gibi geliyor.

aramız iyi değil bugünlerde. her şeye bir üzüm bulup, beni sürekli tartaklıyor. dönüşüne, sadece iki gün sevindirdi beni. ah olası üzümlü kek. bugün, yine bir şeye kızdı ama neye kızdı, o da belli değil.

meleğim, açık değil böyle ama…

yarın ise, artık denizlere atıyoruz kendimizi. scuba diving ve scuba doo yapacağız. scuba diving için çok heyecanlıyım. daha önce hiç yapmadım. tamamen, üzümlü kek’e ait bu aktivite. o yüzden heyecanım büyük.

eğer üzümlü kek olmak istiyorsam, yarın, tadını, sonuna kadar çıkarmalıyım!

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.