there’s a season turn, turn, turn.

ben anladım ki, bu virüsün bazı insanlara özel ilgilisi var. benim içinse pek iyi gitmiyor. günde 10 tane hap yutuyorum, sonuç yine kanlı ishal. diaper kullanıyorum uyurken, çünkü kullandığım ağrı kesici çok uyku yapıyor ve tuvalete yetişemiyorum. geçen sene, BT’da buzlu cam görüntülerimi temizlediklerimi söylemişlerdi, dün bt’de öyle olmadığını anlaşıldı. çoğalmışlar. en basit tabiri ile bronşitim şu an. tek arzum ise, tamamen iyileşip, 26’sında kampa gidebilmek. bir de 2 gün bile entübe olmamak. tek korkulu rüyam şu an.

hasta olunca, üzümlü kek’in kucağında bitiyor kavgalarımız ama bu sefer çok ağır konuştum.

kaleme gitmek ve kapıyı asla açmak istemiyorum, ağlasan bile artık umrumda değil, beni kandırmadan yoruldum, o gün tüm gün elimde telefonla seni bekledim, nasıl bir şey olduğunu hayal bile edemesin, sen birini sevemezsin, sen sadece sevilmeye odaklanmışsın, göremediğim, sesini duyamadığım, bir haber alamadığım birini sevmek istemiyorum artık, defol git hayatımdan. git o çok sevdiğin arkadaşlarınla mutlu ol,

dedim.

gözleri doldu. bunu sana asla söylemeyecektim ama nasıl olsa her şey bitti, saklamanın da anlamı kalmadı artık, dedi. sonra bana öyle bir şey söyledi ki, birkaç dakika nutkum tutuldu, konuşamadım. üzümlü kek, beni gerçekten hiç bırakmamıştı ama yanımda olmaya da cesaret edememişti. sadece takip etmişti. vardı böyle bir şey zaten. bundan gizli gizli korkuyordum. gerizekalı ergenin biri, bize yardım etmek adına bir mail atmıştı üzümlü kek’e geçen sene.

üzümlü kek’imin yüzü kızardı o an. bense bunda utanılacak bir şey olmadığını, tam tersi çok sevimli olduğunu söyledim. eğer gerçekten gelirsem üzümlü krallığa ne olacak, burayı çok seviyorum, dedi sonra üzümlü kek.

ona anlattım:

burası bizim masal kısmımız, gerçek hayatla birleşince, çok daha güzel şeyler yazılacak. artık senden de 2 tane olacak. 2 kat daha da anlamlı olacak hikayemiz. gerçek hayatta, o hayatın kitabından sorumluyuz, bunu da hiç unutma.

şu an sana ihtiyacım var üzümlü kek, gel geleceksen tam sırası, aniden ölebilirim. durumum iyi değil. belki kampa beraber gideriz. belki açılırız 1-2 gün yatla. belki de şehrin ankara’ya gelirim. ya da zonguldak’taki evimde buluşuruz. orada da deniz var.

ve o düşündüğün şeyler o kadar kolay değil, öyle gelir ama değildir. belki başaramazsın, zor gelir denediğin an. ancak yaşayarak anlayabileceğimiz şeyler var. önce kırılan bir vazoyu onarır gibi başlayacağız arkadaşlığımıza, sonra kendimizi akışına bırakacağız.

ben seninle kutuplara gitmek istiyorum, dünyayı karış karış dolaşmak istiyorum, birleşik devletler’deki evimde noel kutlamak istiyorum, birkaç sene para biriktirip bulunduğun şehirde, bir süre gönüllülük yapmak istiyorum. bunu duyacağına inanmayacaksın ama sırf ABD’ye gelebil diye seninle kağıt üzerinde evlenmek istiyorum.

şu hayatta annenden sonra seni en çok seven kişiyim, bana artık bu acıları yaşatma üzümlü kek. benden düşen tek bir damla gözyaşı ile uyumama izin verme. ben ölüyorum.

kafamdan öptü ama bunca şey söyledikten sonra cevabın bu mu diye kızdım. hayır değil. başaracağım söz veriyorum, dedi.

hemen yarın başar, bize zaman kaybettirme, tek başına götüremiyorum artık!

tek başına mı götürdün ki? diye kızdı.

hayır ama öyle hissettim…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.