10.000 years.

olasılıklar dediğim şey boyutlar değildir. zamanın yerine olasılık sarmalı vardır ama boyutlar bu sarmalın bazı noktalarından diğerlerine açılan kapılar sayesinde ulaşılan gizli koridorlardır. orada yaşadıklarımız farklı bir olasılık değildir. oradakiler, bilincimizin en yüksek seviyede olduğu hallerimizdir. orada %100’ümüz vardır. gücümüz sınırsızdır. zaman yoktur varsa bile dünyadaki 1-2 saniyenin karşılığı orada 100-150 insan yılıdır. üzümlü kek ile biz, şu ana dek yaklaşık en az 10.000 insan yılı geçirmişizdir üzümlü krallık’ta…

dün kaleye kapatılırken bunu unutmuşum sanırım. yani hiçbir şekilde üzümlü kekin, kalbindeki korkularına ulaşamam o izin vermedikçe. sadece onları hisseder, ürperirim. kalbinin içine bile girmiş olsam, durum değişmez. çok iyi koruyor kalesini. yüzyıla yakın uyudum dün. beni oradan çıkarmasını bekledim başlarda, yapmayınca onu daha çok kızdırdım ve uyanana kadar orada kaldım. şu an sen gerçek hayatta ayıksın ve kalbinde bir ağrı var, işte o benim diye bağırdım. kalbimde bu ağrının olmasına baştan beri razıyım ben ama sen oradan asla çıkamayacaksın, beni özlesen bile açmayacağım o kapıyı, bundan sonra oradasın, çok yoruldum, dinlenmek istiyorum artık diye bir ses geldi üzümlü kek’ten. kendini göstermedi, sadece sesini duydum.

onu gerçekten özlediğimde, açmazsa bu kapıyı ne olacak diye düşünmemiştim hiç. işte şimdi mahvolmuştum. gerçekten çok kızmıştı üzümlü kek. kızdığında yeri göğü delen, öfkesi yine beni bulmuştu. sonsuza kadar burdaydım artık.

kendi güçlerimi kullanıp, kapıyı kırmayı denedim. bu güçle, ne tür varlıklarla savaşıp galip gelmeyi başarmıştım ama bu sefer işe yaramadı. tüm gideceğim yolları tutmuş gibidir, her zaman benden 1-0 öndedir, ona karşı kazanmak imkansızdır zaten.

hayatım boyunca ulaşmak istediğim yerde yatıyordum, sanırım elimde olan tek avuntu buydu, artık bununla yetinecektim. hapsolmam da iyi geldi sanırım. uyanıp, gözlerimi açtığımda, bir şeyler yapma heyecanı buluyorum.

gün itibarı ile ayağa kalktım. bugün yürüyüş yapacağım. aslında şehir merkezine gidip, kiralık e-scooter ile dolaşmak istiyorum. dün bir tanıdığımız yapmış. çok güzel videolar çekmiş üzerinde ama bugün hava yağmurlu. muhtemelen tüm gün yatağımda netflix izlerim yine. outlander’a başladım. kanlı, dövüşmeli, sevişmeli dizileri hiç sevmiyorum ama tarihe olan merakımdan dolayı biraz da olsa ilgimi çekti.

ingiltere kraliyet ailesi hep ilgimi çekmiştir. şu an komik geliyor dünya üzerinde bir kraliyet olması, özellikle ABD’ye yerleştikten sonra bunun gerizekalı işi olduğunu fark ediyorsunuz ama insanın merakını çekmeyi başaran bir yönleri hep var.

çocuk kalpli

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Gober dedi ki:

    Klasik Ifrat aşığı… Bunun romanını yazsan ödül alır kıyamet para kazanırsın WordPresste harcama kariyerini.

    Beğen

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Sadece tek bir kitap yazılacak, ona da Üzümlü Kek sahip olacak. Ne kadar kazandıracak olursa olsun maddi değeri, manevi değerinin yanında anlamsız kalır. Paranın satın alamayacağı bir kitap Üzümlü Krallık. Kitapta daha çok detay olacak bir de, burada sadece paylaşabileceklerimi yazıyorum. 10.000 yıl geçirdim diyorum, 10.000 yıl okumuş musunuzdur burada?

      İfratın anlamını çok bilmiyorum ama bu okuduklarınız en sade şekli. Bir bilseniz daha neler var…

      Liked by 1 kişi

      1. Gober dedi ki:

        Benim açımdan çok keyifli bir blog.. Okuyucu böylesine bir eseri tecrübe etmeyi hak ediyor. İfrat’ı edebiyat diliniz olarak kullandım. Kötü bir anlamda değil..

        Beğen

      2. Çocuk Kalpli dedi ki:

        Çok teşekkür ederim. Burada okuduğunuz şeyler, kitap veya eser olarak başlamadı ilk önce, kitap olarak yazılacağı zamanla ortaya çıktı. Üzümlü Kek ile Çocuk Kalpli ilk tanıştıklarında bir kitap okutmuştu ona Kek (Küçük Prens) birgün anladılar ki, ikisinin de hikayesi benzer olacak ama dediğim gibi, zamanla ortaya çıktı.

        Kitaplara olan inancını, kaybetti okuyucular. Ben bile kaybettim. Eskiden 3 kitaba birlikte başlar, kendi içimde hangisinin zevkli olduğuna karar verir ilk onu bitirirdim. Zamanla o kadar boş içerikler okudum ki, hevesim gelmemek üzere kayboldu. Şimdi 2-3 ayda da bir kitap ancak bitirebiliyorum. Hatta bazen bitiriyorum unutmayı. Çünkü tamamen sanal alem bağımlılığı var.

        Dijital platformda bir yenilik olması lazım. E kitapların, Spotify gibi bir yapılanmaya ihtiyacı var. Kim daha çok okursa, yazar o kadar para kazanmalı gibi. Belki öyle olursa ancak, Üzümlü Krallığın buradaki versiyonunu yazabilirim ama dediğim gibi Üzümlü Krallığın orijinal halini sadece Üzümlü Kek okuyabilecek.

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.