confined.

insanların, benim hakkımdaki yorumları “sana diyecek bir şey bulamıyorumdur” genellikle ama benim kendime söyleyecek çok şeyim vardır. özellikle insan yüzüstü yatağında uzanırken kendine bir sürü söyleyecek şeyi oluyor.

öğleleri de uyukluyorum, aldığım ağrı kesiciden dolayı. öğle uykularında astral olmuyor hiçbir şekilde. daha önce de yazmıştım; vakti var, fiziksel bazı koşullar var. genelde sabah 5 gibidir, o zamana kadar da uykuyu yeterince almak gerekir. benim bilinç seviyem yüksek olduğundan ben bazen daha erken de yapabiliyorum ama bedenime yakın olduğumdan, içine beynim, bilinçaltım da karışıyor.

dün gece çok tuhaf şeyler oldu. üzümlü kek’ten buraya yazamayacağım ama kesinlikle hayatımda ilk defa öğrendiğim şeyler duydum. ne kadarı gerçekti bilmiyorum. bir miktarı bilinçaltımdı sanırım ama öyle olsa da, sonunda yine gazabına uğradım ve beni kalesine kapattı. üzerine kapanan bu kapı, aklın başına gelene kadar açılmayacak, seni uyarmıştım aramızdaki duvarlar konusunda, dedi üzümlü kek. ben de lanet olsun üzümlü kek, sana inat burada yüzyıllarca uyuyacağım, görürsün sen diye yatıp uyudum orada. 5-6 insan yılı kaldım sanırım. uyanınca, yeniden doğmuş gibi oldum.

uyku en büyük trans durumudur. sizi her uyuduğunuz boyutta, bir üst boyuta geçirir. 4. boyuta ulaşamıyorum ama bunu biraz da ben seçiyorum. bazı varlıklarla karşılaşmak istemiyorum çünkü biliyorum ki orada varlar. bu da bana uzun uykular sunuyor 3. boyutta. yattım uyudum yıllarca. yedi uyurlar gibi, mışıl mışıl uyudum. bir yere kapalı olmayı dünyada çok severim zaten. bana huzur verir. üzümlü kekin korkuları ile baş edebildiğim an, benim için cennet olacaktır orası. en sevdiğim insanın kalbi o kale.

öyle tanımladım kendimce.

artık hapisim. bu hikayemizin durmasına neden olabilir. böyle bir şeyi istemiyorum ama oradan nasıl çıkabileceğimi de bilmiyorum. gerçekten onun izin vermesi lazım. ona bu hakkı ben tanıdım. ne olursa olsun gitmeme asla izin verme, dedim bir mesajımda. o da tamam, dedi ama gerçek hayatta zor günler geçiriyorken, bunu yapması gerçekten inanılmaz oldu. beni oradan çıkarsa bile, bir yanım hep kırgın olacak ona.

sana aşkolsun üzümlü kek. aşkolsun sadece.

davama da 3 gün kaldı. şu an aldığım ağrı kesicinin rahatlatıcı etkisi olmasa, ya ağlamaktan geberiyordum ya da nöbet geçirmiş hastanede yatıyordum. sabahtan beri, hapishane belgeselleri ve duruşmada cezalandırılan insanların ifadelerini izliyorum. hapis alacak mıyım, düşüncesi yiyip bitiriyor beni. avukatım böyle bir şey imkansız diyor ama ben ne imkansızlar yaşadım bu hayatta. neler geldi başıma. hapis almasam bile başka neler alacağım mesela. yaz tatilim mahvolacak mı? bu yaz annemi göremeyecek miyim? vatandaşlık başvurumu engelleyecek mi bu süreç? gerçekten boşanmamız gerek eşim ile.

içimden bir yandan da gerçek dünyadaki üzümlü kek ile konuşuyorum. gününü gün et üzümlü kek, gününü gün et, hiç düşünme arkadaşın ne halde ne yapıyor, bildiğin gibi yaşa, kime neye inanıyorsan ona git, diye kızıyorum. sonra 2 saniye içinde affediyorum onu, aklıma beyrut patlaması geliyor, bu dünyadaki en çok sevdiğim insan mutlu olsun istiyorum, daha çok yer görsün, gezsin istiyorum.

uçlarda ve karışık hisler. beynim gerçekten şu an aldığım kimyasalın aldığı etkisinde mi?

bilmiyorum…

kendi kuramımı düşünüyorum. çocuk kalpli’ye göre zaman yoktur. boyutlar vardır ve boyutlar arası sarmallar, farklı boyutlarda başka yaşamlarımız vardır, bu yaşamlar olasılıklarımız, bir anlık bir hareket sonucu başka bir yöne dönebilecek hayatlarımızdır.

üzümlü kek ile birleşme olasılığımız sürekli bozuluyor. bu ne zaman olur biliyor musunuz? iki taraftan birisi, bunun doğal akışını değiştirdiğinde. sanırım ben rüyalardan kazandığım çıkışlarımla, geleceğimizi hep bozdum üzümlü kek ile. zamana müdahale ettim, ettikçe de zaman beni terbiye etti. gideceğimiz olasılığa bir türlü varamadık. çünkü birimiz doğallığını bozdu bu sürecin. hatta üzümlü kek de inandıysa söylediklerime, iki kişi birlikte bozduk. gitmek istediğimiz yere bir türlü varamadık. işler her geçen dün daha karışık bir hal aldı. sarmalın eninde sonunda bizi götüreceği yere inanırım. bu bizim kaderimiz, değiştiremeyeceğimizdir. belki de benim gerçekten karanlık bir yere hapsolmam gerekiyordur. bu şekilde değiştiremem sarmalın gideceği yeri. üzümlü kek de o zaman doğal davranır. bir şekilde birleşiriz.

belki de sorun astral seyahatte buluştuğumuz yer. o yer yüzünden, yolumuzdan sapıyoruz sürekli.

oradan çıkarmayacaktır beni üzümlü kek. 6 yıldır blokelerimin birini bile kaldırmayan insan, beni sonsuza dek, oradan çıkarmayacak kararlılığa sahiptir. ne diyeyim hayırlısı olsun. belki de en iyisi böyledir.

korkuları ile baş edersem, orası zaten gömülmek istediğim yer benim. belki zamanla korkuların ne olduğunu da öğrenirim.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.