hurts.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. en çok da, en çok sevdiğim kadından çektim. tam da son yazdığım gibi gelişti olaylar. üzümlü kek, becca’nın ameliyatta seninle ne işi var diye sordu. bir süre sonra, tüm bedenimi, bir morg odasında göreceği için alıştırma yapıyor, ondan gördü popomu, belki sen de ona katılırsın beni üzüntüden öldürünce, teselli verirsin ona, çünkü beni gerçek hayatta çok seviyordu, dedim. çıldırdı üzümlü kek. bir güzel dövdü beni. bayadır vurmuyordu, birkaç tane indirdi yine.

dayak nedir, neden atılır?

niye vurduğunu sordu bir süre sonra. ben neden vurdum sana biliyor musun, dedi? cevap verirsem, şimdi birkaç tane yerim diye sustum. o kanına giren ilaç, böyle koparıyor işte seni benden, duygularını yitirmiş, gerçek bir insana dönüşüyorsun, ben çocuk kalpliyi seviyorum, bu kişiyi değil, diyor.

ben bu sevgiyi gerçek hayatta görmek istiyorum artık diye bağırıyorum, sonra ağlamaya başlıyorum. gelip, sarılıyor, gel hadi oyuncakların yanına gidelim, onlarla zaman geçirelim, eline birini alınca sakinleşiyorsun, diyor. sonra oyuncak bahçemize gidiyoruz. oyuncakları çoğalttık zamanla. bazılarını kutulara koyup kaldırmamız gerekiyor. oynayacağımız zaman döküyoruz.

becca bunu yapabilir mi? seninle bu bahçede saatlerce oturup, oyuncaklarla oynayabilir mi? ben artık büyük biriyim çocuk kalpli ama senin için küçülüyorum, sen de benim için büyüyeceğine söz vermiştin zor zamanlarımızda, şu an çok zor durumdasın biliyorum ama biraz da olsa güçlü olmak zorundasın, ben hep yanındayım, mektubunu da seni de düşünmediğim bir an yok, becca bunu da yapamaz, şu an evli olduğun kişi de yapamaz, şu an diyorum çünkü ben bu evliliği istemiyorum, oyuncağımın evli olmasına izin vermiyorum, eninde sonunda bitecek bu evcilik oyunu, diyor.

“daha önce de söylemiştim, sen istemesen de bitecekti zaten, biz bir süredir gerçekten yapamıyoruz,

evliliğimizin ilk amacı, ailelerimizden uzaklaşıp, kendi özgürlüğümüzü sonuna kadar yaşamaktı. istanbul’da yaşarken bunu başardık ama ABD’ye yerleştiğimizden beri, eşimin anne ve babasının ölümüne baskısı altındayız. izin vermezlerse nefes bile alamıyoruz. kavgalar, laf sokmalar hiç bitmiyor. boğulduğumu hissediyorum tüm gün boyunca. eşimden çok, babası ile evli hissediyorum kendimi. bu gerçekten korkunç bir duygu. bazen odama bile giriyor hiç kapıyı tıklamadan. eşim de, kadınlık onurumu hiç düşünmeden sırf engelli geliri için boşanmayı düşündü ve bu beni çok kırdı. vatandaşlık başvurusu bu yüzden çok önemliydi bizim için. vatandaş olur olmaz, boşanacaktık ve bir evde, daha çok arkadaş gibi yaşayacaktık. gerçekte olduğumuz gibi. en son buna karar vermiştik üzümlü kek ama onu da sen mahvettin son blokenle, şimdi en az 3 yıl daha evliyiz” diyorum.

üzülüyor üzümlü kek. susuyor. çok şeyi var sanki söyleyecek ama susuyor. bu bakışları artık çok iyi tanıyorum. sonra benim popom acıyor üzümlü kek, ben uyanıyorum diyip ayrılıyorum rüyadan.

uuuiii çok acıyor ama bu diye uyanıyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.