hearing.

beni kalbine gömsünler.

çocuk kalpli

son 2 günü, nöbet, gözyaşı, kabus ve yatağımın terden sırılsıklam olması olarak adlandırabilirim. pazar günü yatağa zaten mental olarak yıkılmış bir şekilde girmiştim, ceza alacağımı duyunca. ertesi gün de, göçmenlik avukatım, alacağım ciddi bir cezanın vatandaşlık başvurumun red almasına neden olacağını söyleyince, telefonda bayıldım. son 3 yıl içerisinde, hiçbir şekilde hata yapmamak gerekiyormuş. ne yapın, ne edin en basitinden alın cezayı, dedi. sonra kendime gelince, avukatımı arayıp durumu bildirdik. endişelenmememi, kamu hizmetinde gönüllü olursam, cezamı minimuma, göçmenlik dosyamı etkilemeyecek şekilde ayarlayabileceğini söyledi.

kamu hizmeti ne biliyor musunuz? park, bahçe, yollardaki çöpleri toplamak ve çim kesmek. en az kamu hizmeti de 3 ay. yaz planlarım var ya, üzümlü kekli, fethiye koyları süslü olanlar, onları bir unutmam gerekiyor.

tekrar bayılmışım. sonra hastanede açtım gözlerimi. hastaneden geldiğimden beri de ölü gibi yatıyorum. kabuslar görüyorum sürekli. can çekişiyorum yatağımın içinde. bugün öleceğimi hissettim artık. bu olayları daha fazla kaldıramayacağımı düşündüm. üzümlü kek’i de göremiyordum rüyamda. sona gelmiş gibiydim bu yukarıdaki 3.05 mesajını attığımda. gönder’e bastım. basmamla bir şey oldu:

avukatım joe aradı. daha mesajın yayınlanıp, yayınlanmadığına bile bakamamıştım. ilk çalışta açtım heyecandan ve panikten. kefaretimin (bond) geri döndüğünü ve bu durumun, sadece dava düştüğü hallerde olduğunu söyledi. gene de resmi bir evrak gelmeden, sevinemeyiz ama bu gerçekten bir şey, savcı sana dava açmamaya karar vermiş olabilir, dedi.

sevinçten inme indi. cevap veremeden kaldım. çok değil birkaç saniye önce, mezarıma girmiştim!

hala emin değiliz, 12’sinde ilk görüşmede anlayacağız durumu ama bir umut oldu bu bond. elimizde gerçekten hiçbir şey kalmamıştı. oturmuş, kara kara ne yapacağımızı düşünüyorduk. ben de sabaha çıkamayacağımı, üzüntüden öleceğimi düşündüğüm için “beni üzümlü kekimin kalbine gömsünler” yazmıştım.

üzümlü kekimi birkaç gündür rüyamda göremedim ama o tüm bunları hissediyor ve bana kızıyordu sanki. 2 gündür de yatağımdan çıkmıyorum, gök gürüldemeleri başlamıştı yine üzümlü kekin. böyle bir enerji geliyordu.

enerji dedim de, aslında şu an bir şeye çok gülüyorum. ara sıra üzümlü kek’in annesinin instagram’ına bakıyorum, belki üzümlü kekle ilgili bir şeyler paylaşır diye. evin kedisini koymuştu hikayesine. kediden de ışıklar çıkıyordu. ruh halim bozuk olduğu halde çok güldüm. çok yaşa sen kadın dedim içimden. pozitif insan. keşke üzümlü kek ile ben de senin gibi olabilsek.

ben annelerimizi çok benzetirim üzümlü kek ile. zaten aynı jenerasyonlar. bize komik geliyor tabi bazı şeyler. üzümlü keki de beni de çok güldürürdü annelerimizin tuhaflıkları. annelerimiz ölümüne kapışır derdik.

annesini çok seviyorum üzümlü kekin. küçük zevkleri vardı hatırladığım kadarıyla. bim’den, abur cubur almayı seviyordu. birgün bana, bim’e gidiyor musun diye sordu. allaaaah! açıkçası o güne kadar hiç gitmemiştim, siyasi görüşümden dolayı. içerisinde de ne var, ne yok bilmiyordum bu yüzden ama o soruya bu şekilde yanıt veremezdim, evet sevdiğim bazı ürünleri var, dedim. içimden de dua ettim, ne olur bu ürünleri sormasın diye. yani bittim sorarsa. neyse ki sormadı, olaydan sonra ben de en kısa zamanda bim’e gidip, bir sürü abur cubur denedim. bir şeyleri sevmek zorundaydım üzümlü kekin annesine yalan söylememek için.

bu da annesi ile özel ilgili bir anım olsun.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.