yeni hayaller.

bugün itibarı ile hayatım, iş, fiziksel terapi ve spor şeklinde geçecek. şu an ölmüş bir şekilde yatakta, yarın sabah mı alsam duşu diye zaman geçiriyorum. yine de başardığım için mutluyum bu zor günü, sabah işyerine giderken gördüğüm bulutlardan sanıyorum:

işi bıraktım ama 1 ay boyunca gidip, geleceğim sorumlu olduğum işleri teslim etmem için. şu an sürücü belgemin kısıtı olduğundan, aracımı kullanabileceğim tek yer de işyerim zaten. iyi ayrılmam da önemli çünkü işsizlik maaşı diye bir olay var. patron, maaşını bütçe kısıtlaması dolayı ile ödeyemiyorum, o yüzden işten çıkardım derse, maaşımın yaklaşık 3’te 1’ini işsizlik maaşı olarak alıyorum hükümetten her ay. uzun süre tatil yapacağım için lazım olacak. bu yüzden, zihin olarak çok zorlanıyorum ama ne derlerse, yapmak zorundayım.

iş sonrası fizik terapiye gidiyorum. son zamanlarda çok nöbet geçirdiğim için, gereksinimim çok arttı. fizyoterapistim: açtığım kaslar, iki gün sonra yeniden sıkışmış oluyor, hep sil baştan başlıyoruz, diyor. adama da üzülüyorum. onca emek veriyor ve ilk nöbette tekrar başa dönüyor. fizik tedavide de, makinalarla çalıştırıyor beni arada. tek kelime ile şu an canımı çıkarıyor herkes.

günün finali ise YMCA grup aktivitelerinde. bugün GRIT vardı ama pek beceremedim açıkcası ağırlık kaldırmayı. şu an çok güçsüzüm. süründüm yerlerde resmen. kişisel koçum, cuma-cumartesi-pazar günü kendi çalıştırıp, diğer kalan günlerde bu aktivitelere gönderiyor, hazır aktivitelere gitmişken de verdiği kişisel çalışma ödevlerini yaptırıyor. işten sonra biraz zorluyor.

fiziksel olarak gerçekten berbat haldeyim. ABD’ye geldiğimden beri zaten başıma gelmedik de kalmadı. psikolojik olarak da sonlardayım malum. meleğim de dün gece soruyordu neden bu kadar kötü, beyrut’ta yaşasan ne yapacaksın? ölecek misin 2-3 günde diye.

dünyanın neresinde olursam olayım, ne kadar iyi şartlarda yaşarsam yaşayayım, gece gündüz içi dolu kocaman sevgilerle de sevilsem, senin olmadığın hayatta benim için umut yok. işte bu oldu bana, hala da bu oluyor. ben, sadece, sen varken yaşardım. şimdi ise hayatta kalmaya çalışıyorum.

çocuk kalpli

sonra, anlattım ona neden bu kadar kötü olduğumu. görüyorsun ya üzümlü kek, sensiz olmayacak, her gün daha kötüye gidiyordum, şimdi sona geldim, eğer yine dönmezsem ben çok yaşayamam, abd değil tüm sorun, sen libya’ya yerleştikten sonra da ben ek yardım almaya başladım yeşilköy’deki evimde, sürekli sakinleştirici oldum, sorun sensin, sen dönmeden de düzelmeyecek, dedim.

ben ama hep yanındayım, kalbim hep seninle, bunu biliyorsun, dedi.

seni görmeye de ihtiyacım var, senden haber almaya da, yeni yeni fotoğraflarını görmeye, yanında dolaşmaya ihtiyacım var ve buna, öncesinden de çok ihtiyacım var diye yanıtladım.

o zaman ikinci bölüme geçelim mektupta, dedi, hayallerden konuşalım ama gerçek olabilecek hayallerden, şu an ne ingiltere’ye gidebiliriz ne de kutup ayılarını görmeye, gelecekte mutlaka yapacağız ama yakın zaman için bir hayal kuralım, gerçek hayattaki üzümlü kekin kısa zamanda ilgisini çekelim, zaten bir de oturum izni sıkıntın var şu an, noel’de de seyahat edemeyebilirsin, iyi düşünelim, mesela en başa gidelim, beraber yaptığımız ilk şeye.

hazarfen havalimanında ne işimiz var üzümlü kek? bırak konseri, oraya artık paraşütle bile atlanmıyor?

hayır, ilk tatilimizi kast ettim. seninle güney kıyılarına gitmiştik, fethiye’de paraşütle de atladık hatta, çok seviyorsun orayı, belki foça’yı da gösterirsin, karşıma bununla çık, diyor.

harika plan ama gelir misin ki? çok korkuyorum üzümlü kek, bu yazı da ağlayarak geçiririm eğer cevap vermezsen, diyorum.

bana güven, diyor.

ya işten dolayı gelemeyecek olursan?

o zaman sen gelirsin beyrut’a, uzak bir yer değil beyrut ailenin yazlığına ama evden çıkarmam seni yanında yoksam, oyuncak teklifin hala geçerli ise bu da olur. noel’de de sen michigan’a çağır. sen oturum izninden dolayı başka yere gidemeyeceksin, belki ben gelirim, belli mi olur, diyor.

kısaca karşısına somut şeylerle çıkmamı istiyor üzümlü kek. şu dediklerinden 1’i bile gerçekleşse, sevinçten bayılıncaya kadar koşarım. tüm gün bu hayalleri düşündüm, öyle mutlu etti ki beni herhangi birinin 1 günlük bile olasılığı.

hiç böyle net şeyler söylemezdi daha önce.

korkuyorum. hayal demek, hayal kırıklığı da demek. ya gene başaramazsa?

allahım ne olur bu sefer böyle olmasın…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.