seni kaleme hapsederim.

uykusuzluktan ve mutsuzluktan ölmek üzereyim. şu an gittiğimiz caberfae adlı kayak merkezine büyük umutlarla götürülüyorum ama hiçbir şey yapmadan, odamda dinlenmeyi seçebilirim. sadece, sıkıntılarım yok. bir de kullandığım ilaçların, birden kesilmesi yüzünden, çok acı bir geri çekilme yaşıyorum. depo formunu olduğum için antipsikotik, yavaşça salınıyor kanımda. aslında çok iyi gelir ama şu an ne kalbimi ne de rüyalarımı durduruyor henüz. dün gece üzümlü kek ile tartıştık. seni zihnimde yaratıyorum, söyleyeceğin hiçbir şeyin önemi yok, dedim ama hala konuşuyordu benimle. dün paylaştığım doktorlar dizisinin, düğün konuşmasının her yerini yazıp, yazmadığımı sordu. orada şöyle bir yer de yok mu, dedi:

“Hayatı paylaşmak kuşkulara, güvensizliğe yer bırakmadan samimi, dürüst olmayı güvenmeyi gerektirir.”

bana uyuduğunu söylediğin saatte, daha önce bloke ettiğim hesaplardan farklı bir biçimde içi fotoğraf dolu bir instagram hesabı ile kimlere mesaj attığına kızmış olabilir miyim acaba, dedi. sana hesap vermek zorunda değilim, bir kere olsun yaptığın yanlışın hatasını bana yükleme ama merak ediyorsan söyleyeyim, becca çok hastaydı, uyumak yerine onun istediği eşyaları hastaneye götürdüm ve bir şeye daha ihtiyacı olur diye hastanede bekledim, sen anlamazsın böyle şeylerden ama sevdiklerimiz düştüğünde ellerinden tutarız, diye bağırdım.

gözleri doldu yine, iyi o instagram’dan sevdiklerine mesajlar atmaya devam et, diye o da sesini yükseltti. o instagram’dan tek baktığım kişi senin profilindi, o hesap, benim gerçek instagram hesabı fotoğraflarımı yükleyip nasıl göründüklerine baktığım ve emin olunca, gerçek hesabıma yüklediğim yerdi, başka türlü bile olsa beni öldürmen mi gerekiyordu, canımı acıtman mı gerekiyordu, epileptik ataklar geçirdiğimi de biliyorsun, en son yoğun bakımlık olduğumu da, bana söz vermiştin, seni incitmeyeceğim, hayallerimiz var demiştin, defol git hayatımdan ve rüyalarımdan, bu hayatta en çok nefret ettiğimiz kişi gibi olmuşsun, benim böyle birine ihtiyacım yok, dedim.

bunu söyleyince çok sinirlendi ve yakamı tutarak bağırmaya başladı. öyle mi, madem öyle biriyim, o kalenin surları yükselmeye başladığı an seni kendi kaleme hapsedeceğim, bir daha da çıkarmayacağım, nasıl olsa onun gibi biri oldum, onun gerçekten yaptıklarını yapayım o zaman, dedi.

hapisten yeni çıktım ben, merhamet duygun olmadığını biliyordum ama bu kadarına hakkın yok, üzümlü kek, defol git.

gitmiyorum, sen de gidemeceyeksin, buna asla izin vermeyeceğimi biliyorsun çocuk kalpli.

ne yapacaksın, sonsuza kadar eziyet mi edeceksin, ben ya ölmek ya da kendimi öldürmek üzereyim, benden ne istiyorsun anlamıyorum diye ağlamaya başladım. gerçek hayattaki benim, bu dünyamızı bilmediğini unutuyorsun, korkuları var onun, kendini korumaya çalışıyor, bu dünyayı ona daha iyi anlatmalısın diye teselli vermeye çalıştı. ben bir daha instagram açamam, dedim. mail at, anlat ona, yoksa senin de korkuların olacak, gerçekten seni kalemde bir odaya hapsederim, her uykuya daldığında, aylarca, yıllarca orada kalırsın, diye tehdidini yeniden savurdu.

istese de beceremez. astral alemim, antipsikotik kullanımında duruyor, etkisini çoğaltması ile beni dışında bırakacaktır ama ya bu nedir, ya aklımı ya hayatımı kaybedeceğim.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.