ymca.

daha kazayı yapalı 1 hafta bile olmadı ama avukatlar, nasıl bilmiyorum ama davanın, eyalet kayıtlarına düştüğünü görebiliyorlar. zaten sıkıntım var. bir de bu telefonlar ve mektuplarla taciz ediliyorum. üzümlü kek’ten kartpostal almayı hayal etmiştim ama posta kutuma düşenlere bak!

kendi avukatımı tutmasam bile, beni bulacakmış avukatlar. gerçekten böyle bir şeyi yaşadığıma inanamıyorum ama bugün psikoloğum ile gelecekte, buna teşekkür bile edebileceğimi konuştuk.

becca, götürecekti psikoloğa normalde ama hasta olduğu için gelemedi. bir yandan da onun sıkıntısı var yüreğimde. yüzü gözü iyice dağılmış ve teni solmuş. bugün görüntülü aramada görüştük. ne olur gitmemezlik yapma, buna çok ihtiyacın var, dedi. gittim ben de.

benim için çok zor bir psikolog ile özelimi konuşmak ama hali hazırda, hapse girmem gibi bir sorunum varken, konuşacak çok şey oldu ve çok rahat geçti ilk seans. soğuk bir hapishane hücresinde, tek başıma, yorganım olmadan uzandığımı ve sabaha kadar ağladığımı anlattım ona. neden ağladığımı sordu, cevap verdiğimde, o zaman hapse girmen çok da sorun olmamış, hatta ona hiç üzülmemişsin bile, dedi. böyle olduğunu düşünmüyordum, ne olursa olsun iki kere kelepçelendim, hapishaneye getirilirken insan içinde kelepçelendim, sonra hapishaneye ulaştım, tüm eşyalarım alındıktan sonra, bir sandalyeye iki farklı kolumdan iki kelepçe ile sabitlendim ve o sırada iki kolumdan da kanımı aldılar. bu şartlar altında canım yandı.

zor bir andı. sadece o sandalyeye sabitlenmedim. iki tarafımda da beni sıkı sıkı tutan iki polis vardı, kan örnekleri alınırken. çok kötü hissettiren bir şeydi. bir de, birinin bana dokunmasından gerçekten rahatsız oluyorum, ben. öyle çok dokunuldu ki o gece.

bu konuda iyi hissetmem, onunla aynı fikirde olmam mümkün değil…

neyse, yarın sabah erkenden ayrılıyoruz, pazartesi gününe kadar kuzeye çıkacağız. kayak merkezinde kayacağız ilk, sonra da lake superior’a devam edip, donmuş gölü fotoğraflamaya çalışacağız. kışın son günleri sayılır. bence gene kar yağar, hiçbir mart öyle çok sıcak geçmedi daha burada ama son beyazlar olabilir diye, tadını çıkarmaya bakacağız.

boynum yeni iyileşti. fizik tedavi almaya devam ediyorum. pazartesiden itibaren de, artık kendi yerlerine gideceğim. ağırlık çalışmamız gerek, dedi. pazartesi gününden itibaren hayatımda öyle çok şey var ki, bunu iptal edebilirim.

spor üyeliğim de pazartesi günü başlıyor. ymca’de canımı çıkartacaklar. her gün de işe gidiyorum. iş sonrası buraya geliyorum tıpış tıpış. işe, sabahları eşim bırakırım, dedi ama dönerken otobüse biniyorum. normalde 20 dakikada geliyordum eve araba ile. şimdi minimum 2 saat. kitap okurum artık. okumak istediğim şeyler çok birikmişti zaten.

amaç, akşamları erkenden, yorgunluktan bayıltmak beni. uyku ilaçlarına bir daha ihtiyaç duymamam. şu an çok iyi gitmiyor. erken yatamıyorum ama erken kalkıyorum. uykumu alamadığım için de çok huysuzum. dünyayı, herkesin başına yıkasım geliyor.

üzgünüm de. acım çok yeni. o da kanıyor. gerçekten böyle bir şeyi yapabildiğine inanmıyorum. anlatamazsın da, hapise girdim o akşam üzüntümden, uyku ilacı aldığım halde uyuyamadım, araç kullanıp, kazaya karıştım diye. böyle bir şeyi bilmesinden en çok utanacağım insan. o gün, sana mesaj yazmak zorunda hissetmemin sebebi de, burada çok sevdiğim birinin hasta olması diyemezsin. sevdiklerin batsın, biz beyrut’ta neler yaşıyoruz, der.

sevgili ajan carrie, biz de seninle birlikte yaşıyoruz beyrut’u…

son olarak, bugün fransızca bir metni okumaya karar verdim ama tek bir cümle bile anlamadım. eşime, o akşam türkçe konuşuyor olabilir miyim, fransızca olduğuna ne kadar eminsin, yani o kadar iyi fransızcam var mı bilmiyorum, dedim. kazadan sonra tüm olayı fransızca anlattın. ben, bir şeyleri polisin veya başkalarının duymamasını istediğini düşündüm, çok anlaşılabilirdi, aksanın da var, avrupa komisyonunda çalışırken çok fazla pratik yapmış olmalısın, dedi.

tek kelime bile fransızca konuşmadım, her şey ingilizce ile yürüyordu…

demek ki kazayı trans halindeyken yapmışım. astral dünyamdan tam dönememişim. hatırladığım şeyler var ama ben rüyalarımı bile hatırlıyorum zaten. bu, kazaya benim neden olduğumu düşünüyorum. adama, gerçekten geniş alıp, vurdum demek ki ama o gerizekalı da, sarhoş olduğu için kaçtı. inşallah düşer davamız, yoksa o da ceza alacak.

sonraki yazı, kayak merkezinden…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.