“same people, same mistakes”

bugün, hayatımda, benden başka herkes haklı gibiydi. dün gece, sabaha kadar, bugünü hiç yaşamak istemediğimi söylüyordum kendime. sabaha kadar uyuyamadım ve düşündükçe düşündüm, kafamda daha da olumsuzlaştırdım her şeyi. en son da hazırım allahım, bu gece canımı teslim etmek istiyorum diye gözlerimi yumdum. zaten üzüntümden kısa zaman içinde öleceğim, 1-2 ay öncesi çok fark etmeyecekti.

böyle olmadı. özellikle becca, sabahı zor beklemiş, eşimi bir an önce uyandır onu, diye aramış. 1 saat bile uyumamıştım. çok üzücü şeyler söyledi. haklı. şu an çok hasta ve benden tek bir şey istemişti, lütfen iyi ol, bir şey olmasın demişti. hasta hasta, sabaha kadar beni, tıkıldığım yerden çıkarabilmek için uğraştı. hapisteyken dua ediyordum, ne olur bir mucize olsun da bilmesin şu an diye. emergency contact’ta olduğunu unutmuşum. ona da haber verilmiş. ilk önce, günlerce tutun orada, aklı başına gelsin diye düşünmüş ama sonra orayı seveceğimi bildiğin için, eve gelsin bir an önce, mental durumu iyi değil, orada daha kötü olur, demiş. normalde girdiğiniz gibi de çıkabilirsiniz hapisten. birisi kefaretinizi öder. özellikle şu karantina döneminde, kimseyi tutmamaya çalışıyorlar çünkü yerleri yok, herkesi ayrı hücrelere koyuyorlar ama benim durumumdan o kadar korkmuşlar ki, olmaz demişler, sonra onları ikna etmeye çalışmış, bari kan testi sonuçlarını bekleyelim diye karar vermişler. sonuçlar 12 saat sonra geldi. becca hiç uyumadı o gece.

yavaş yavaş geliyor hatıralar. kaza anını çok iyi hatırlayamıyorum ama kimsenin kötü davranmadığını biliyorum. becca da aynısını söyledi. polis ne yapsaydı, geçmiş olsun diyip, seni bıraksaydı ve yolda giderken birine daha kaza mı yaptırsaydın, ölseydin ve onları da suçlu konuma mı getirseydin, bilekleri acımışmış, takı mı takılıyor, hiç ağlama, yasa yasadır, insanların hayatını tehlikeye atamazsın, ilacını aldıktan sonra hemen uykuya dalmalıydın, evden hiç çıkmamalıydın diyor.

keşke kendimde olsam…

hikayenin gerçek kısmı ile ilgili, şu an sinirle bir yorum yapmak istemiyorum, çok sinirliyim, bir şey söylemeyeyim, diye geçiştirdi becca. hiç konuşmayız umarım.

durum çok kötü değil. geçici sürücü belgem var. aracım da yapılacak. avukat da davanın muhtemelen düşeceğini söyledi. son zamanlarda, aldığım ilaçların birbiri ile etkileşime girmesi sonucu, masum olduğumu savunacak. dün, suçluyuz şu kadar ceza alırız dedik ama bugün konuştukça, farklı şeyler bulduk. sinüs problemim için verilen verapamil adındaki ilacın, ambien’le çok kötü etkileşime girebileceğini düşünüyorlar. bir ay içinde de diş operasyonlarım kötü geçince ve boynum için başka ilaçlar da alınca, mental durumum hepten karışmış oldu. psikiyatri hemşiremle henüz konuşmadım ama onun da bir suçu yok, çünkü benim bu durumlarımdan haberdar değil. bunları konuşamadık. her şey çok yeniydi.

başım hala çok belada ama dünkü kadar değil…

avukatlık bürosundan birazcık da olsun moral bulunca, aracımı görmeye gittim.

kendime şunu dedim gördüğümde; “same people, same mistakes” bu kazanın aynısı 2011 yılında da olmuştu. beni, bu hayatta, ilk defa bloke ettiği gün, kırmızı citroen’imle aynı kazayı yapmıştım. yıllar ikimize de bir şey öğretememiş. o, susmanın, psikolojik şiddet olduğunu anlayamamış, ben de boyumu aşacak, diyaloglara hiç girmemeyi öğrenememişim. ilk günden belli değil miydi benim bunlara dayanamayacağım, daha ilk kazadan belli değil miydi?

emanuel’i aradım. ona, kazayı anlattım ve çok az zamanım kaldığını, bana bir şey olacağını ama bunun için, onu suçlamayacağını bilmek istedim. duyunca çok kızdı. şu an yardım alması gereken tek kişi sen değilsin, diye bağırdı. önemi yok, artık onu tamamen kaybettim, diye cevap verdim. bu dünyada kaybeden tek kişi varsa, o da şu an o, şu an ondan başka kaybeden göremiyorum, bunu eninde sonunda anlayacaktır ama iyiyi görmeye çalış, belki de böyle olması gerekiyordu, o ilaçların hepsine veda etme vaktin gelmişti zaten, dedi.

bugün yardım alamadım bu arada. hala, önce tamamen kendime gelmem bekleniyor. yavaş yavaş hatırlıyorum bazı şeyleri. her şeyi hatırlamam lazım. sıkıntılı bir süreç.

tamam belki kelepçelendim ama bana çocuk gibi davrandığını hatırlıyorum tüm polislerin. anlamışlar zaten ilk gördüklerinde, pijamalı ve ayaklarımda çorap olmadığı fark etmişler. bana bir çift yardım etmiş. arabamı çekmişler ve eşimin numarasını hatırlamamı sağlamışlar. yanımda telefon da yok. çarptığım kişi, benim bir yere insan bırakmam gerekiyordu diyip, kaza yerini terk etmiş. 15 dakika sonra dönmüş. avukat bunu çok ilginç buldu. bununla ilgili de bir tuhaflık var.

çifti hatırlayamıyorum ama cesaret edersem yarın arayacağım. numaraları var.

tutuklandıktan sonra hücreme alınırken, kafamdaki tokalar dahil her şeyim alındı. o sırada, ben de, ayaklarımda çorap olmadığını gördüm. dışarısı en az -10 derece. ben girerken, tahliye olan birisi vardı. bu halimi görünce, çoraplarını çıkarıp bana verdi, içerisi çok soğuk, ihtiyacın olacak, dedi.

keşke o kadını da bulabilme şansım olsa. boynuna sarılıp, ağlayarak teşekkür etmek istiyorum bu çoraplar için:

sadece bana değil, kimseye kötü davranılmıyordu. yan hücrede kalan bir kız vardı. aynı saatte alındık içeri. aynı saatte de salındık. araç kullanırken, yüksek alkol ile yakalanmıştı. gece boyunca, kefaretimi kendim ödemek istiyorum, param var diye yalvardı ama polis onunla çocuğu gibi, ismi ile hitap ederek konuştu ve sakinleştirdi. bu imkansız, bir ay içinde ikinci kez giriyorsun, saat başı ölçeceğim alkol miktarını, belki sabah ama belki, dedi. sonra ikimiz de çıktık ama çok konuşamadık. babası çok kızdı onu alırken. benim eşim sarıldı ama babam olsa, sanırım benim babam da bana çok kızardı.

keşke bu kız da çıksa bir yerlerde karşıma. ne yazık ki, ben bulamam, bu insanların hiçbirinin yüzü aklımda kalmadı. onların hatırlaması gerek.

eşimin babası, 2 oğlan çocuğum var, seninle yaşadıklarımı bu iki çocuğumda yaşamadım, doğduğun günün allah belasını versin diyor gülerek. hallettik, en kısa zamanda geziye çıkacağız, kötü bir şey düşünmek yok, diye sürekli moral veriyor.

üzüntümden öleceğim, bence yeterince kötü ama yine de denemeye değer sanırım.

çocuk kalpli

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Neler olmuş böyle, çok geçmiş olsun. Sana değil, orada okuduklarıma bir cevap vermek istiyorum. Durdur artık bu direnişi. Unut. Sadece kendini sev çok sev. Ve sonra seni gerçek sevenleri görmeye çalış…

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Ne bileyim, seviyormuş gibiydi…

      Beğen

  2. Alev Abla dedi ki:

    Demek ki sen kendini sevmiyormuşsun. Çocuk kalpli önce can sonra canan diye boşa denmemiş. Artık kendini sevmeye başlasan iyi olur. Hayatı yaşa. 😉❤️❤️

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Hala onun için üzülüyorum. Yazdığım son satırlar, ömrü boyunca peşini bırakmayacak. Huzursuzluk olacak içinde, bazen nefes bile alamayacak. Ağlayarak, yazım ben o satırları. Ona, her şeyden önemli olduğunu, her şeyin onarıldığını, onu suçlamadığımı söyledim. Yaşadıkları kolay değildi, benim de hatalarım oldu ama kıyması gerekmiyordu, öldürmesi gerekmiyordu. Kimse hak etmiyor böyle bir şeyi.

      Hayat felan istemiyorum ama denemek zorundayım. Sevdiklerim var. Genç yaşta acımı yaşatmak istemiyorum.

      Liked by 1 kişi

  3. Alev Abla dedi ki:

    Çook yaşa🙋‍♀️

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.