üzümlü kekler günü.

çocuk kalpli de olsa, kadın kadındır. sevgililer gününün benim için inanılmaz bir anlamı yok ama eşim yarın oyuncak ayı ile gelmezse, onu gerçekten evden atmayı düşünüyorum. tüm marketler, oyuncak ayı dolu. herkes sevgilisine ve eşine, oyuncak ayı alıyor. benim eşim dün kendine bunu almış sevgililer günü hediyesi olarak:

annesi de bunları:

ah diyorum içimden, sen eğer annenin aldıklarına güveniyorsan, vay senin haline. bu, büyük kalp, kapı süsü. bunu da nasıl asacağım kapıya bilmiyorum. çok iddialı ya. ödüm koptu görünce. gören de kesin, içeride deli gibi aşk yaşıyoruz sanacak sanki. çikolata ayı iş yapar ama. eşimin annesinin bunu vermesinin gizli bir nedeni daha var aslında. kaldır artık şu noel süslerini artık demek istiyor.

ben istemiyorum. mutluyum ben onlarla. karlar eriyene kadar kalsınlar istiyorum ki buna daha 1 ay felan var. daha bu bile yeni geldi, boynumu iyileştirip snowboard yapacağım:

neyse, sevgililer günü hakkında yarın yazarım. bugün üzümlü kekler günü. yeni bir şeyimiz daha oldu üzümlü kek ile. birkaç gündür küstük onunla da. o bana küsmüştü her zamanki gibi. sonra kıyamadı, tamam bugün üzümlü kekler günü olsun madem ve hediye olarak her dediğimi yeniden yapmaya başlayacağın ilk gün, boynun yarın itibarı ile iyileşti, bunalım da bitti, ne yapalım olan oldu, iyilere bakalım, çok yol geldik, daha çok gideriz, dedi.

baktım şöyle bir. gerçekten bir tane patlatmayacak mısın, şoka girdim şu an, dedim. rüyayı, kendimin kurduğunu düşündüm. bu hayal ettiğim üzümlü kek. bunda kesin bir yanlışlık var. burnumu sıktı direk. oldu mu şimdi diye sordu. allah! kahretsin! diye bağırdım, evet oldu, bir anı ancak bu kadar mahvedebilirdin!

gerçekten zamanla çok değişti rüyalarımda. her gün daha sakin biri oldu. yani en sakin hali bile, hala bir miktar canımı yakıyor ama ne dayaklar yedim geçmişte. bunlar sıkıntı bile olmuyor. bu kadar olsun.

evet gün itibarı ile yeniden başladım. bloğumu uzun zamandan beri takip edenler, bunu yapmayı çok sevdiğimi bilirler. her şeyi en baştan konuştuk ve planladık üzümlü kek ile. bana kalsa, benden bir şey olmayacak ama onun planları her zaman işe yarıyor. doğruyu istiyor, iyiliğim için olan şeyleri istiyor. bunu bildiğim için dinliyorum. şunu da fark ettim onunla konuşurken. ben çoook uzun zamandır, yorgunluktan bayılmadıkça, isteğim dışında dalmadıkça, keyfi olarak öğle uykularına yatmıyorum. bunda başarılı oldu. hatta çalışma hayatına döndüm. tamam bugünlerde çok iyi çalışamıyorum, sadece evden katkı sağlayabiliyorum ama hala bir işim var. futbolu da eskisi gibi takip etmiyorum. üzümlü kek hiç takip etmememi istiyor. brüksel’de çalışmış insansın, hiç yakışıyor mu sana lise mezunu bile olmayan 22 adamı ve bir topu takip etmek diyor, zaten anksiyete dolu hayatına, daha çok sıkıntı ekliyorsun. çok takip etmiyorum üzümlü kek, haksızlık etme, iptv üyeliğimi bile iptal ettim diyorum ama galatasaray-fenerbahçe maçı ile ilgilendin diyor, ilgilenmedim desene bana.

öyle bir alem ki, yalan da söylenmiyor!

ilgilendim çünkü başkanınız olacak kalitesiz adam, seyircisiz oynanması gereken bir maça, kamyonla adam aldı ve bize küfrettirdi maçtan önce, görünce dayanamadım ve golü bekledim, diyorum. sinirli sinirli bakıyor üzümlü kek. seni fenerbahçeli yapmamı istemiyorsan, bundan vazgeçersin, bu konudaki son uyarım, diyor.

yapma böyle, kafam çok karışık ve moralim çok bozuk, her şey iyi giderken, nöbet geçirdim, iyi hissetmiyorum bugünlerde, ne yaptığımı ben de bilmiyorum, her şeyle, herkesle kavga edesim var, çok mutsuzum üzümlü kek diye kendimi savunuyorum.

bunu hissediyorum ve ben de mutsuz oluyorum, olan oldu, eğer ek sakinleştirici almazsan işe yarayacak planlarım, beni dinle lütfen, diyor.

tamam.

dün becca’yla da konuştuk. eşim ve ailesi, psikolog konusunda beni ikna edemeyince, ona yönlendirmişler. şubat’ın 25’inde, çok güvendiğim birine götürmek istiyorum seni, daha önce de yaptım biliyorsun, işe yaramıştı diyor. beni kandırıp, hastaneye yatırmıştın, öyle çok da işe yaramamıştı ama ilk gün, diyorum. hadi ama diyor, libya’ya uçak bileti almıştın, ne yapsaydım, kendini yok etmene ve gidip bir insanın hayatını mahvetmene izin mi verseydim, ne olacaktı sana oraya gittiğinde sanıyorsun, karşısına çıkacakmışmış, mesaj atarken bayılıyorsun, gidip ölecektin, tehlikeli bir yer olmasına hiç girmiyorum, evliliğinin biteceğine hele hiç girmiyorum, geçti gitti ama bu yaz kendi başına halledemeyeceğim kadar büyük şeyler yaşadın, en azından deneyeceğiz.

tamam.

kötü görünüyordu becca. onun da morali bozuk. 6 aylık bir burs kazanmıştı. ailesi ile birlikte hollanda’ya gidip, mesleği ile ilgili bir çalışma yapacaktı. pandemiden dolayı iptal oldu. yıllarca uğraşmıştı o bursu kazanabilmek için. uyumuyor şu an geceleri. yüzündeki çizgilerin derinleşmesinden anlıyorum. hiç bakmıyor kendine. krem bile sürmüyor. o kadar boşvermiş durumda. hiç hoşlanmıyorum böyle erkenden yaşlanmasından. kilo almıştı bir ara, yeniden verdi. çok sağlıksız görünüyor. gerçi iki çocuğu var. benim gibi rahat değil. anne olmak kolay bir şey değil. kendi annemden biliyorum. bir de kyle var. kyle da aynı ben. hatta bazı konularda benden bile kötü.

çok aşık ama kyle’a. umarım kyle da gidip, kendine kalpli kurabiye almamıştır sevgililer günü için.

şimdi hatırladım. üzümlü kek ile bir şey daha konuştuk. 2015 yılında sevgililer gününde kız kulesinde yemek yemiştik, onu hatırlattı bana. gerçekten böyle bir şeyi neden yaptığımı bilmiyorum, homofobiğin allahıyım, sen nasıl kabul ettin böyle bir şeyi asıl diyorum. ne kadar rezil bir yer olduğunu, ben de bilmiyordum ama sanırım buna da ben neden oldum, sana boğazda gezinmek istediğimi söylemiştim o zaman, sen de orta yerinde yemek yiyelim, dedin kendince herhalde diye cevaplıyor. bir de beni beğenmezsin, seni sevgililer gününde kız kulesine götürmüşüm diye tatlı tatlı sitem ediyorum. çok komikti çocuk kalpli, çevremde en az 10 kişi birbirine evlenme teklif etmişti, ben de dayanamayıp, sana teklif etmiştim, HAYIR demiştin bunu da hatırlatayım diyor. EVET mi deseydim, helak mı olsaydık diye gülüyorum.

ya bilmiyorum, çok sağlıklı değildi aslında dün gece.

bu 2015’teki sevgililer gününden başıma bir iş gelecek zaten. şu an sevgilisi olduğunu düşündüğüm çocuk, bir keresinde, benden, bugünün hesabını sordu. bu çocuk anlayamadığım bir şekilde, sürekli rüyalarımda. en sonunda kovdum bunu. seni bir daha rüyamda görmek istemiyorum, git buralardan, yıllarca üzümlü kek’in hayatında, onu taşıyabilecek, güçlü, kendinden emin bir adam hayal ettim, şu karşıma çıkan şeye bak, onun bir tane oyuncağı var, bir tane çocuğu var, o da benim, senin böyle bir lüksün yok, senin başka şeyler yapman gerek, yapamıyorsan daha iyi birine bırak! diye bağırdım.

böyle oluyor. her zaman çok iyi bir şey değil, astral seyahat yapmak. ben bu çocuğu hiç görmedim gerçek hayatta ama birgün karşıma çıksa, hiç samimi davranamayacağım, hep bir korku olacak içimde, ya rüyamdaki kişiyse diye. hep mesafeli davranacağım hatta belki de aramızda uçurum olacak.

üzümlü kek, evliliğimi burnumdan getiriyor ama bugünlerin yarınları da var. ben de korumacı, sadece onu düşünen, karşısındaki adama haksızlık eden biri olacağım. ona, bu konuda, bu yüzden çok kızamıyorum, ben de aynı şeyleri hissedeceğim. gerçi üzümlü kek evlenir mi bilmiyorum. ona göre bir şey değil, bir yerde, biri ile sıkışıp kalmak gibi geliyor ama bir yandan da, çocuk istiyordur ve buna karar veremiyordur, diyorum.

neyse, pek uzun oldu. herkes mutlu bir üzümlü kekler günü diliyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.