uzaya ben kendim çıkarım.

12 şubat cuma, 2020. erkenden uyandım çünkü bir an önce kendimi yıkamam, odamı toparlamam gerekiyor. dün sağlık sigortamın bir güzel yanını daha keşfettim. fiziksel terapiyi de evde almama yardımcı oluyormuş. eve gelecekler 8’de. insanı yardım alanında çalışmak diyorum, başka da bir şey demiyorum. eğer bu sağlık sigortam olmasaydı, şu an en az 200.000 dolar içerideydim ve böyle yardımlar alamıyordum.

bunun refere edilmesi için, aile hekimime gittim dün. hem gitmişken bir kas gevşetici daha olurdum. burada, daha insancıl bir şekilde iğne yapan biri var. iğne bittikten sonra spiderman yara bandı da yapıştırıyor. ne olur sen yap, ilaçlarımla etkileşim yapıyor, fenalık geçiriyorum, dedim. bir de tamamen ayakta yapmasını istemiyordum. kollarımı hasta masasına yasladım. derin derin nefes al, dedi ama başlamadı. çok anksiyeten var, daha iğneyi yapmadım, sadece pamukla sildim ama sen bayılacak gibi titriyorsun, azıcık sakinleşmeye çalış, olamazsan urgent care’e (akıl sağlığı hastanesinin) gidip yardım al, sonra buraya gel, dedi.

hayır olmaz, ne olur deneyelim, dedim. sonra harika bir şekilde yavaşça batırdı iğneyi. bayılmadım ama kendimce zor anlar geçirdim yine.

snowboard’un hediyesi. aslında bu yaralanmaya neden olan şey tam olarak snowboard da değildi. boğaziçi üniversitesi, spor kurulunun düzenlediğin snowbreak’lere giderdim her yıl. okulda sadece 1 yıllık, yüksek lisans eğitimimi almama rağmen, spor kurulu sayesinde en az 4 yıllık bir öğrenci kadar, parçası oldum ben boğaziçi’nin. şu an olanları, yüreğim yanarak izliyorum.

snowbreak partilerinde, sınırsız alkol opsiyonumuz olur. gerçekten sınırsız. özellikle oteller, boğaziçi üniversitesi öğrencileri bunlar, hepsi akıllı çocuklar, öyle çok sapıtmazlar diye hiç kimseyi limitlemez. öğlen 2’de başlayacaksa alkol servisi, sabah 11’de gelene, daha zamanı gelmedi demez. 2014 yılında çoook sarhoş olduğumu hatırlıyorum. tabii böyle olmamda, o sırada abuse ettiğim rivotril’lerin payı büyük. bu tür ilaçlar, alkol eşiğini inanılmaz yükseltiyor. o gün, saatlerce kaydım. sarhoştum ama dengemi hiç kaybetmedim kayarken. grand yazıcı otelin önünde büyük bir buz kütlesi oluşmuştu. yumuşak kar kısmı kaybolmuştu. bir akşam önce sucuk partisi vardı ve öğrenciler ezmişti pisti. pisti terkedip, elimde snowboard, otele dönmek isterken, o buzda düştüm. tam boynumun üzerine. öyle şiddetli çarptım ki, boynum kırıldı sandım. yerde nefes alamıyordum. 10 dakika buzdan kalkamadım. 3 tane boyun fıtığım oldu işte o gün. her yıl birkaç gün böyle uğraşıyorum.

muhtemelen son geçirdiğim epileptik nöbet de etkiledi. hemen ertesinde kendimi snowboard’a vermiştim zaten. şansımı çok zorladım. neyse, 1-2 güne geçer. hatta belki fiziksel terapi ile bugün bile hallolur.

sağlık olarak şansım bir türlü iyi gitmedi ABD’ye geldiğimden beri ama ilk defa bir kış, şunu fark ettim: bir kere bile soğuk algınlığına yakalanmadım bu yıl. grip olmadım. sinüslerim iltihaplanmadı. burnum bile tıkanmadı. korona kaptıktan sonra ilginç bir bağışıklık kazandım. sadece koku alma duyumu sanırım onarılmaz bir şekilde kaybettim. iyi mi oldu kötü mü oldu buna da çok emin değilim. kötü şeylerin hepsi aynı kokuyor. kötü bile kokmuyorlar. hepsini sabit algılıyorum. sabit bir koku var ve bu bir şeyin kötü koktuğunu anlatıyor.

iyi şeylerin kokusu çok az geliyor. gelip gidiyor. 1 gün varsa 2 gün yok. 2020 ağustos ayından beri böyle. ne olur artık şu pandemi işi sonsuza kadar kapansın. tüm sıkıntıları geçsin şu hastalığın. kötü kokuları duymamak iyi oldu ama kendi kokumu gerçekten çok özledim. kendi parfümüm, uyurken terleyince, nevresimlerin yumuşatıcısına karışırdı ve ortaya beni çok mutlu eden, huzur veren bir koku çıkardı. bunu çok özledim.

bu konuda ilginç bir teorisi var kardeşimin. virüs tamamıyla ayrılmıyor bazı dokulardan diyor. yani hala az da olsa virüs taşıyorum. birkaç yıl sonra, daha değişik şeyler duyacağımıza eminim. şu an hala %50’si bilinmez bu virüsün.

aşılar burada hızlıca devam ediyor. sağlık çalışanları ve 70 yaşın üzerindekiler 2. dozlarını bile oldu, mart’ın sonuna kadar tüm ülkeyi aşılamayı planlıyorlar ama ilk defa, bir mucize olsun da, türkiye bizden de önce başarsın diye dua ediyorum. ailem orada. çok endişeliyim.

az önce twitter’da uzay ajansının kurulduğunu okudum. uzaya ben kendim çıkarım, siz aşı alın ne olur. çin’den de almayın şu aşıları. başka yerden alın. bir şeyi başarın, o da bu olsun.

çocuk kalpli

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. jack şepırt dedi ki:

    Allah önce üzümlü keke sonra sevenlerine sabır versin 🙂 Greencarda başvuruyorum her yıl çıksa bende böyle bir sağlık sigortasına başvurabilirmiyim, sağlık sistemi çok yazılıp çiziliyor korkutuyor beni ne kadar kazanmak gerekiyor maksimum bu sigorta için?

    Beğen

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Kazanç tek başına bir kriter değil. Ben başvurduğumda az kazanıyordum ama şu an öyle az kazanmıyorum. Sorgusuz sualsiz, yenilendi Aralık ayında. Bu arada eşim ve ailesinin maddi durumları da iyi. Bunlar benim Green Card sponsorlarım. Sana çekiliş ile çıkarsa bunlara ihtiyacın olmayacak ama evlilikte gerekiyor bu. Bağımsız değerlendirildi başvurum, sıkıntılarım olunca.

      “Determination of need” dedikleri bir terim var. Ne kadar ihtiyacın var, bunu tespit ediyor. Benim mental olarak engelli olmam, bu konuda yeterli oldu. Green Card başvuru aşamasında da belirtmiştim sağlık öykümü. Türkiye’deyken de çok sağlıklı bir hayatım olmadı. Benim paradan çok, sağlık sigortasına ihtiyacım vardı. ABD, sosyal devlet olduğu için bunu sağladı. Yani şunu gördüler başvuruda, bu gerizekalı çalışsa bile tüm parasını hastanelerde harcayacak, hayatta kalamaz böyle.

      Bu tür şeyler, tutanın elinde kalıyor. Ben kendim için aramamıştım. Çalıştığım kurumda, ABD’ye gelen mültecilere yardım ederken, bir başvurayım, ya çıkarsa dedim, çıktı. Çıktıktan sonra da aradım, ya emin misiniz, başıma bir iş gelmesin sonra diye de durumumu tekrar tekrar anlattım.

      Bir “Public Charge” sıkıntısı var kendi adıma ama bunun da ne kadarının, vatandaşlık başvurumu etkileyeceğini yaşayıp, görücem. Şu an formumu yollamaya hazırlanıyorum.

      Umarım dilediğin gibi olur.
      Çocuk Kalpli

      Liked by 1 kişi

      1. jack şepırt dedi ki:

        Evlenebilirimde, gitmem lazım ayrılmam lazım buralardan boğuyor bu ülke beni, aylık 1000 dolar kazansam 500ünü sağlık sigortasına ödesem bile gelirim şu şartlarda

        Beğen

      2. Çocuk Kalpli dedi ki:

        Bunu, bugünlerde öyle çok duyuyorum ki. Hiç bir vasfın olmasa, sıfırdan başlasan bile 1000 dolar kazanmazsın. Asgari ücret 2000 dolar ama bu parayla New York, Şikago, Miami, San Francisco gibi bir şehirde yaşamayı planlıyorsan, çok zor bir hayatın olacak demektir. Herhangi bir işin varsa ve kariyerin, 4000 doların üzerinde kazanırsın ama yine de bu şehirler için yetmez. Yine ucu ucuna yaşarsın. Tamamen kendi görüşüm ve kişisel gözlemlerim. Hayattan ne beklediğine bağlı. İsteklerinin ve zevklerinin ne olduğuna, nasıl bir yerde yaşayabileceğine. Açıkçası çok fazla parametre var.

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.