i just have to admit that…

zaman hakkında, sıradan bir insana göre çok daha fazla şey bilirim. doğrusal bir halde, geride kalan ve ileriye giden bir düzende tanımlamam zamanı. zaman, sarmal şeklindedir bana göre. bu sarmalın dairelerinin, birbirine kesiştiği noktalarda da, zaman yolculuğunun mümkün olduğunu bilirim. herhangi bir varlığın yardımını veya enerjisini kullanmadığım için, çok az yapabilirim bu yolculuğu. geçmişe gitmekten hoşlanırım, geleceğin gerçek olup olmadığını zaten gerçekleşmeden bilemeyeceğim için çok yormam kendimi. geleceği allahtan başka kimse bilemez. bu doğrudur. neler olacağını asla bilemezsiniz, çünkü gelecek canlı bir varlık gibidir. şu an bir bardak su bile içmeniz, su içmek için ayağa kalkmanız bile onu değiştirir. sadece şu vardır; sarmal eninde sonunda, sizi yaşamak zorunda olduğunuz şeylere getirir bir yolunu bulup. bu yüzden de olaylar karşısında, çaresisizdir. şunu yapsaydım, bu olmazdı denir. hayır. onu yapsaydın da belki de bu olurdu. bilemezsin. gelecek ne yapmak istediğine kendi karar verecek. senin 1 bardak su içmen bile onun 1 saniye sonraki halini değiştirecek ama eninde sonunda, seni gene götürmek istediği yere bırakacak.

kader dedikleri şey bana göre tam olarak bu. eğer bir şeyin olması gerekiyorsa, her şekilde olacak. biz insanların bu konuda yapabileceği çok şey yok.

kendimce zamanda ileri gidip, kötü bir şey gördüm. asla yazmayacağım ne olduğunu. kötüleri çağırmayacağım. belki de kabustur, belki de saçmalıktır ya da kendi yazdığım gibi, her an başka bir tercihle değişebilecek bir gelecektir. eninde sonunda olması gereken bu değildir.

bu evrende bazı şeyler, tesadüflerin çok ilerisinde ilerliyor. bu herkes için böyle. keşfedilememiş bir okyanusta boğuluyoruz yaşamımız boyunca. benim, hikayem çok basit bulunuyor. iyi yorumlar da okuyorum ama genelde aldığım yorumlar, ruh hastası birinin, yakın arkadaşına duyduğu saplantı yönünde. hiçbir zaman bu kadar basit değildi. en başından, bugünlere kadar, hiç bu kadar basit bir yorumda yürümedi bizim ilişkimiz. birgün birisi karşıma çıktı ve o kişi her şekilde yine karşıma çıkacaktı sanki. ben de, hayata, bu kişiyi bulmak için gelmiş gibiydim.

iki şehirde, birbirinden alakasız iki yaşam süren, iki farklı insanın bir araya gelişi. ilk arkadaşımın peşinde koşarken bir blog aracılığıyla ulaşıyorum üzümlü kek’e. üzümlü keki görünceye kadar, hayatta başka birini sevmem imkansız gibi gelirdi. şu an nasılsam üzümlü kek’e, o an ona da öyleydim. orada karşıma çıktı üzümlü kek. sonra bir şekilde tanıştık. sonra yine uzaklaştık. benim başka bir arkadaşım daha oldu ama o kısa bir durak gibiydi hayatımda. o hayatıma girince, hayat yolumu aslında üzümlü kek ile yürüyeceğimi anladım. bana, ona giden yolu gösterdi. yine üzümlü kek’e çıktı yolum.

bu arada, ilk arkadaşım dolayısı ile üzümlü kek ile tanıştık ama tek kesiştiğimiz nokta, bu değildi. ilk arkadaşımın kuzeni de üzümlü kek ile aynı yerde çalışıyordu. aynı şehirlerde yaşamıyoruz. bu olayın en tuhafı bu bile değildi. benim evlenmeme neden olan şeylerin başında, insanların bitmek bilmeyen tacizleri gelir. onlardan korktuğum için, evlilik ile sanal bir zırh yarattım ben kendime. bir gün bir kız sıkıştırmıştı beni. akıl sağlığı çok yerinde olmayan biriydi ama beni öperek, hem kalbimi hem onurumu kırdı. o anlarda, tamamen donuyorum ben, kal geliyor dedikleri, gerçekten o kişinin merhametine kalıyorum, hiçbir şey yapamıyorum. çok daha kötüsünü yapabilirdi. neyse ki gözlerimin dolduğunu anlayıp bırakmıştı.

birgün bu kızın en yakın arkadaşını, üzümlü kek’in facebook arkadaş listesinde görmüştüm. gamze adında bir kızdı. benden nefret ederdi gamze. haklı nedenleri vardı ama abartır, kötülüğümü isterdi genelde. ciddiye almazdım. çok basit biriydi benim için. okuldaki rütbesi, benimle karşılıklı konuşmaya bile yetmezdi. gamze, erkek arkadaşıma aşıktı lisedeyken. görülen o ki, en yakın arkadaşı olan kız da bana aşıkmış.

neyse, gamze’ye eminim kimse, bu paragraftan daha büyük bir yer açmamıştır hayatında. olay, zaten üzümlü kekle bizim, bir sürü hayat üzerinden, bir şekilde birbirimize ulaşıyor olmamız. sarmalın bizi birbirimize çıkarması. kim bilir daha kimler var böyle.

şu anda o sarmalın bizi tekrar içine almak istediğini düşünüyorum. üzümlü kekin bunu başaracağına dair hiç şüphem yok. zaten çağıran kendisi. beni tek korkutan şey ise, üzümlü kek’in sırrı. üzümlü kek’in bir sırrı var. benden bir şey saklıyor. bu sakladığı şey de sanırım onu cesur değil, daha korkak yapıyor. bana sürekli korktuğundan bahsediyor rüyalarımda. korktuğu kişi de benim bu arada. onu uzaktan görme şansım olduğu bir istanbul gününde, ardıma bile bakmadan kaçmıştım. o da, bazı şeyleri eskisi gibi sanıyor sanırım. bazı ilaçları yoğun bir şekilde kullanırken çok basit geliyordu ama artık, yapamıyorum böyle şeyler. sıradan bir insanla buluşurken bile ellerimin içi terliyor. bir yaşa kadar, yukarı giden bir grafikte gibiydim. her şey daha iyi oluyor gibiydi, şimdi o grafik tamamen aşağı gidiyor. büyüdükçe küçülüyorum. şu an son şansımız. elimizde kalan çok az da bir zaman var beraber geçirebileceğimiz. çünkü ben de olgun bir üzümlü kekin yanında olmak istemem. zaten yoluma gitmem gerekecek bir yerden sonra, ya da hayatım devam etmeyecek.

ama çok önemli üzümlü kek ile yeniden bir araya gelmemiz. eğer başaramazsak, hayatım anlamını bulamadan, kaybolacak benim. dünyaya geldiğime pişman olmuş bir şekilde ayrılacağım buralardan.

çocuk kalpli

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. saphilopes dedi ki:

    Başka insan söylemlerinin inanın hiç önemi yok, önemli olan sizin hissettikleriniz, tavrınız, neyi isteyip istemediğiniz.

    Liked by 4 people

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim, güzel yorumunuz için.

      Öyle olmadığı için, bugünlere kadar geldi zaten. Çok özel bir şey yaşıyoruz, insanların daha ilk günden gözü kaldı bu ilişkide. Neler duyduk, neler gördük. Bir şekilde aştık tüm sıkıntıları. En azından ben aştım. Üzümlü Kek yapamadığımdan korkuyor. Sırrının bu olduğunu düşünüyorum. Sırrı, onu kanatacağımı düşünmesi. Yaptıklarının hesabını soracağımı felan sanması. Korkularıyla dövüşüyor şu an. İkimize de yazık oluyor bu sayede. Bu kendini çevrelediği duvarın arkasında da ağlayan birinin varlığını hissediyorum artık.

      Saçma sapandı zaten. Küstüğü günden beri bloke edip durdu beni. 13 yaşındaki ergen yapmaz yaptığını. Beni acıtmak istediğini düşündüm hep ama kendini korumaya çalışıyor aslında. Kendisine korkularından kocaman bir kale kurdu. Arkasına saklanarak, kendini koruyabileceğini düşünüyor. Şimdi de orada ağlıyor.

      Liked by 3 people

  2. jack şepırt dedi ki:

    Hep bu tansdansda yazsan keşke soluksuz ağzımdaki lokmayı çiğnemeden yutarak okuyorum. Videolar çekeceğim demiştin vaz mı geçtin?

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim. Yok vazgeçmedim de, sağlık sorunları yaşadım Ocak ayında yine. Onunla zaman kaybettim. Şimdi motivasyon ve zaman yaratmaya çalışıyorum. Mutlaka çekeceğim.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.