çikolatadan, şekerden kalelerim vardı, içinde de rengarenk oyuncaklar…

karmakarışık bir ruh hali içerisinde bir yandan işleri yetiştirmeye, diğer yandan da, şubat ayımı, snowbreak’a döndürmenin bir yolunu bulmaya çalışıyorum. dün uzun bir süreden sonra, ki bu süre 3 yıl, pistlere geri döndüm. kolay değildi. kendimi motive etme aşamasında büyük sıkıntı çektim, çünkü epileptik nöbetten sonra, ruh halim çok kötü oluyor. kaç günden beri her şey ile kavga etmek isteyen bir haldeyim. içimde barışı bir türlü sağlayamadım. sevdiğim şeylerden uzak durmayı deneyerek çözmeye çalıştım ama sanırım çok başaramadım, çünkü sevdiklerim peşimi bırakmıyordu. bu sabah, becca ile konuştuk telefonda. keşke bana da haber verseydin giderken, belki ben de gelirdim, dedi. ben de bundan koktum zaten, bir kişi daha gelseydi, kendimi öldürecektim artık diye karşılık verdim. eşim, gelip bir kaç fotoğrafını alırım, sen çekemezsen videoları çekerim bahanesi ile uğramaya karar verdi. bozuldum biraz. belli ki güvenmiyor dengemi sağlayabilecek kadar kendime geldiğime. daha yeni nöbet geçirdim. neyse, bunu kabullendim. kayak merkezine gidiyorum mutlu mesut. eşimin babası arıyor. “snowboard yapmaya gidiyormuşsun, evin önünden geçerken çağrı yap ben de geleyim, kaymayalı uzun zaman oldu” yani tamam ama virüs felan diyecek oldum, sesi çok hevesli geliyor, tamam çağrı atarım geçerken, dedim. ulaştım kayak merkezine. eşimin babası da benimle aynı zamanda ulaştı hemen hemen. kısa süre içinde, niyetinin kaymak olmadığını anladım. güya kayak pantolonu olmamış. beni gözetlemeye gelmiş yani. allahım sen bana sabır ver, bu adamın bugün kalbini kırmayayım diye dua ettim içimden ama birkaç kere kayar sonra eve gidersin diyince, çıldırdım artık. beni rahat bırakın, bunca yıl kendi başıma ölmeden kalmadan bir yerlere gelebildim, böyle de devam edeceğim, bıktım bu aşırı korumacı tavırlarınızdan, allah aşkına gidin diye kovdum ikisini de. eşimi de kovdum.

neyse, piste dönelim.

fiziksel olarak da kolay olmadı yıllardan sonra, tüm kaslarım sıkılmış bir şekilde snowboard yapmak. elimde de go pro. tam günü kullanmak için! ekstrem aktivitelerde kullanmak için bu alet, tamam düşse, karda ıslansa, sorun olmayacak ama ben, yere bir oturursam, kesinlikle bir daha kalkamayacağım. ayağınıza bağlı, 20 kg snowboard ve botlarla, kar üzerinde ancak zıplayarak, kendinizi iterek çıkarsınız yerden ayağa. benim şu an böyle bir gücüm yok. ellerimi de kullanamıyorum itme gücü olarak, go pro tuttuğumdan dolayı. zirvede, yerden kendim kalkamadım. birinden yardım istedim. sonra kaymaya başladım ama belirli bir hızın üzerine hiç çıkmadım, beni düşürecek hareketler yapmadım. dediğim gibi düşmem sorun değildi, düştüğüm yerden doğrulamayacaktım.

sadece 1-2 saat kaydım. bir anda yüklenmek istemedim, bir de kiraladığım botlar, çok uymadı snowboard’ıma. bir dahaki denememde, kendiminkileri almış olacağım. biraz da bedensel olarak çalışmam lazım sonraki denemem için. biraz yürümem, biraz da germe açma hareketleri yapmam lazım. tüm kaslarım sıkışmış.

bugün, iş yerinde yürüdüm. ofisten çıkıp çıkıp, fabrikanın içerisinde dolaşma molaları verdim kendime. aynı şirketin altında, birkaç fabrika olarak çalışıyoruz. yerleşkelerimiz de hemen birbirinin yanı başında. yarın onları da yürüyeceğim. hava çok soğuk şu an. dışarıda dolaşamıyorum.

pembe, mor biraz da mavi gökyüzülerimin altında, çikolatadan, şekerden kalelerim vardı, içinde de rengarenk oyuncaklar. sonra sen geldin üzümlü kek,

sonra sen geldin…

çocuk kalpli

üzümlü kekim de çok sevindi bu kayma işine. ne güzel şeyler yapardın eskiden, uyumazdın günlerce, işten ayırdığın vakitten geriye kalan zaman avrupa’da şehirler gezer dolaşırdın 1-2 günlüğüne olsa da, oradan istanbul’daki okuluna giderdin, sonra zonguldak’taki masa tenisi kompleksine döner, çocuklarla masa tenisi oynardın, hatta babaannen ile diziniz vardı, dedi üzümlü kek iç çekerek, neden bunları bırakıp uyumayı tercih ettin ki diye sordu.

ona çikolatadan, şekerden kurduğum dünyaları ve gezdiğim cennetleri anlattım. sonra birgün bunlardan vazgeçip, yepyeni bir dünya kurmaya karar verdiğimi söyledim. kurdun mu diye sordu üzümlü kek. hayır, sonra sen geldin, başka bir dünya kurduk beraber, bir daha dönmedim o çikolatan, şekerden, içi oyuncak dolu hayallerime, çünkü sen hepsinden daha güzeldin, dedim.

sevindi üzümlü kek. yine de uyumanı istemiyorum artık, ne olur, dünyadaki beni yalnız bırakma uyuyarak, dedi. istediği olacak. bu sefer gerçekten olacak.

çünkü onu mutlu görmeyi çok seviyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.