e ama?

rüya dünyamdaki kişi olamasan da, seninle bu kadar mutlu olamasakta, ben, yine de, dünyadaki senden vazgeçmem. mutsuzluğumuzu bile bu dünyada hiçbir şeye değişmem demiştim ya, rüyadaki mutlu halimize bile değişmem. 

çocuk kalpli

son kartpostal gittikten sonra, üzümlü kek, hep endişe içinde uykularımda. böyle olmaması için gitmişti aslında bu kartpostal. tuhaf bir geri dönüşü oldu. sanırsın, çoktan aldı kartpostalı ve nasıl cevap vereceğini düşünüyor kara kara. bense çok kaptırmak istemiyorum kendimi buna. bu konudaki hayal kırıklığım, ölümün kapısına götürdü, beni, hep şu ana kadar.

korkuyorum diyor bugünlerde hep, karşına çıktığında, ya hayal ettiğin gibi olamazsa. meleğim, ben hayal kuramam ki, senin yanında olmanın dışında, senin bana dönmen başka bir şey düşünmüyorum, buradaki dünyamızı zaten kuramayız, hayatta, hayatın kitabından sorumluyuz, düşünme bunları, iki farklı üzümlü keki sevmek ancak zevk olur benim için ama bir tercihim olacaksa, onu seçerim diyorum ona, mutsuzluğumuzu bile dünyadaki hiçbir şeye değişmem demiştim ya sana, seninle mutlu olan halimize bile değişmem.

seviniyor üzümlü kekim. çok seviniyor. çok mutlu oluyor, o mutlu olunca, ben de, bundan payıma düşeni alıyorum.

güzel bir hafta sonu oldu. evde geçti. bugün, çok istemiştim aslında şehir merkezine gitmeyi. otobüsle gitmek istiyordum bir de. buraya yerleştiğimden beri, 1 kere bile binemedim otobüse. bir türlü kısmet olmadı. şehir, kış festivali kapsamında binbir mutluluk verici şeyle donatılmış. onları görmeye gitmek istiyordum. bugün de olmadı çünkü gece çok kar yağmıştı. hissedilen sıcaklık da ilk defa -20C’yi gördü bugün. bu sıcaklıkta, şehirdeki süsleri dolaşamazdım hasta olmadan.

video oyunu oynayıp, animasyon izledim genelde. çikolatalı kek yedim arada. daha iyi olmuş da olabilir çünkü çok yoğun bir hafta olacak. sadece işle ilgili değil, kendi özel zevklerimle de uğraşacağım. salı, snowboard yapmaya karar verdim, perşembe de buz pateni. annemler geçen yıl geldiklerinde gitmiştik bu, buz patenine. çok sevmişlerdi. neden gidip kaymıyorsun diyor sürekli. çünkü bu yıl, virüsten dolayı rezervasyonla gidiliyor. perşembe günü hem bunu yaparım hem de şehrin süslerini biraz da olsa dolaşmış olurum umarım. o güne rezervasyon yapabildim.

bu ay, psikolog göreceğime de söz verdim. hafta içinde onun arayışı olacak. öyle çok büyük beklentiye girme dedim eşime, deneyeceğim ama iyi hissetmezsem, devamını getirmem. ayrıca tek konuyu cinsel hayattıma getirirse, ofisinde bir dakika bile kalmam o psikoloğun diye belirttim. sevmiyorum konunun dönüp dolaşıp, buna getirilmesini. bu zaten benim için bir çözüm yolu değil, bu saatten sonra da olmayacak ama konunun oraya gelmesi bile, beni yeterince kötü hissettirmeye yetiyor. aseksüel olmak hem sevdiğim hem sevmediğim ama %99 oranda sevdiğim bir şey. böyle olunca, cinsel hayatla ilgili her şey, ruhu yıpratıcı, insanlardan uzaklaştırıcı oluyor. çoğu şeyi bilmiyorum zaten ama bilmemeyi de tercih ediyorum. bir sürü kelime var, anlamlarını araştırmadım ama cinsellikle ilgili olduğunu biliyorum. anlamına bakmıyorum kelimelerin. böyle olduğu halde bile, filmlerden dizilerden fırlıyor bazen bu şeyler. en güvendiğiniz yapımdan bile çıkabiliyor.

ben the crown’u izlemeye başladığımda. harika bir belgesel olacağını, hiçbir sahneyi atlamak zorunda kalmayacağımı düşünmüştüm. haklarını yiyemem, bu genelde böyle oldu ama bir bölümde, prenses margaret’in müstakbel eşinin, cinsel hayatı ile ilgili bir araştırma vardı.

başka kadınlarla aldattığını söylediler queen’e ilk. ya işte erkek milleti, queen’in kızkardeşi bile olsan fark etmiyor, hepsi aynı şeklinde karşıladım. sonra başka adamlarla da ilişkisi olduğunu duydum. adam biseksüel, vay be gerçekten biseksüeller varmış demek ki, dedim.

bu konuşma sırasında, sorun bu zevkleri bile değil dediler queen’e birden. başka şeyler de var. sahne değişti o sırada, müstakbel eşi bir yatağın üzerinde hem bir adam, hem bir kadın ile beraberdi ve kadın hamileydi, hep beraber bu çocuğun kimden olabileceğini tartışıyorlardı.

e ama?

yeter ama.

olayı anlayamadım. anlamak için de uğraşmadım. mavi ekran verdim ama verdiğime mutlu olduğum özel anlardan biriydi. eminim psikoloğum için özel bir açıklaması, anlaşılabilir bir tarafı vardır ama benim için yok.

hiç istemiyorum psikolog görmek ama iyileşmeme yardım edeceğini düşündüğümden, gene de zorlayacağım kendimi.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.