yani becca var ya.

çok güzel kar yağıyor bugün. yavaş yavaş, usul usul…

tam böyle, battaniyenin altında disney plus-netflix izlemelik ya da kitap okuyup, yeni müzikler keşfetmelik, kartpostal yazmalık birgün ama ben birazdan yürüyüşe götürülüyorum. becca’nın anlam veremediğim, pazar günü beraber olalım ısrarının nedeni ortaya çıktı. galatasaray-beşiktaş maçını izleyeceğimi sanıyor. üzümlü kek bunu sonsuza kadar yasakladı, böyle bir ihtimal yok, bırak beni evimde yapmam gereken şeyler var, onunla uğraşayım, akşam üzeri gelir çocuklarla bir şeyler izlerim, dedim. üzümlü kek’e kızgınsın şu an, ayrıca ne yapacaksın mesela dedi? kaldım bir an. kartpostal çalışmam gerekiyor da diyemiyorum. saat 11’de bizdesin, telefonunu da getirme, getirirsen alacağım elinden diyip kapattı.

gerçekten takip etmiyordum galatasaray’ı. kötü oldu. ayrıca ben üzümlü kek’e 1 günden fazla hiç kızmadım hayatımda. o konuda da yanılıyor ve zaten kızgın olsam, bile onun to do list konusundaki tavrı hiç değişmiyor. üzümlü kek hala üzümlü kek. o halde bile, seni mahvederim diyebiliyor.

neyse, animasyonu ben seçiyorum en azından. 1 haftadır sürekli “soul” dönüyor evimizdeki televizyonda. benim, sevdiğim bir filmi, en az 100 kere izleme gibi huylarım vardır. becca gördü bize geldiğinde, kedi çok komik, hafta sonu çocuklarla da izleyelim istedi ama dedim, konu bir çocuk için çok ağır, hatta 13 yaşının altındaki bir çocuğun kesinlikle izlememesi gereken bir animasyon. zaten izleseler anlamazlar ama kesinlikle korkarlar.

tüm bunlardan alakasız, çok gerginim aslında. yarın canım yanacak. 20’lik dişim çekilecek. üzümlü kek, kızdığı için sadece laughing gas ile geçiştirmeye çalışacağım. eşim, yarın seni yatağına ben taşıyacağım, bunu çok seviyorsun, germe kendini lütfen diyor. bir haftadır, içimde tutmaya çalıştığım şeyi haykırıyorum sonunda…

kas yapman için güzel antreman oluyordur diye vuruyorum lafı. o nasıl laf, periyodun mu başlamak üzere senin, dün çikolatalı kek almışsın diye gülüyor. hiç komik değil, bana söz vermiştin geceleri uyumadan, beni kafamdan öpeceğine dair diye kızıyorum. derin bir nefes alıyor ve yanıma oturuyor. kendinde olmayan birinin kafasını öpmek, çok korkunç bir şey, istiyorsan yine yaparım ama sabah kalktığında hatırlamıyorsun, seni suçlamıyorum, uyku ilacının etkisi ama böyle olduğunu anladığım günden beri yapmamaya karar verdim, diyor. yine de yap, diyorum. tamam diyor. zaten bahar gelince azaltacağım dozunu. şu an gerçekten çok yüksek, uyumadan önce dua ettiğimi hiç hatırlamıyorum. uyumadan önceki 15 dakikayı hatta belki de yarım saati komple siliyor. epilepsime çok iyi yanıt verdi ama. en azından nöbet geçirmiyorum. şu an tek tesellim bu. 10 gün içerisinde çok üzücü ve strese sokacak şeyler yaşadım ama altından kalktım nöbet geçirmeden. normalde yaşadığım şeylerin teki bile beni 20 gün yatağa gömüyordu, nöbet sonrası. ambien işe yaramış görünüyor.

bu sabah kalkıp lego oynayacağımı hatırladım birden. pazar sabahı çok zevkli oluyor.

yani becca var ya. tamam geliyorum of.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.