return to earth.

bu, sadece senin değil, benim de son şansım…

çocuk kalpli

kartpostal hazır ama elim arkasını yazabilecek hızda değil. sabahtan beri çalışma yapıyorum. elim, alışkın olduğum el yazıma gidiyor hep. çok ara verdim kaligrafiye ama yapabileceğim sanırım. 10 günüm var evde. gerçi 1’ni becca şimdiden yedi. yarın, çocuklarıyla yürüyüşe çıkacağız, sonra da eve dönüp animasyon izleyeceğiz. olmaz dedim ama çok ısrar etti. becca’nın çok ilginç bir stili var. bazı şeyleri sorar ama bazılarını “ben böyle uygun görüyorum” şeklinde iletir. bu, anlayamadığım bir şekilde, uygun gördüğü bir şeydi. yani hep böyle oluyor. belki 10 gün sonra istese şu tepkiyi vermem ama şu an gerçekten çalışmam gerekiyor. üzümlü kekim bir şey istiyor ve bu aynı zamanda ikimizin de son şansı. bu kartpostal da işe yaramazsa, hayatım, anlamını bulamadan bitecek demektir. artık sadece rüyalarımda yaşayacağım.

yazarken alakasız bir şekilde becca geldi. yarın buzda, rahatlıkla yürüyebileceğim, bota monte olan, çivili bir şey getirmiş. böylelikle “çok buz var, başka gün çıkalım” bahanesini de ortadan kaldırmış oldu.

iyi olduğuma çok ikna olmadı sanırım. daha iyiyim ama içimde barışı hala sağlayamadım. bazen kendimi yetersiz görüyorum. üzümlü kek’in hayatına bakınca hep oluyor bu bana. ben maldivler’in dünya üzerinde özel bir yer olduğuna inanmıyorum, çünkü ben dünyada herhangi bir yerin, özel olduğuna inanmıyorum. astral dünyadan sonra, burası gerçekten çok sıkıcı geliyor ama bir yerlere gitmeme sebeplerim sadece bu değil. kendimde o motivasyonu hiç bulamıyorum. yeni şeylere açık değilim. bilmediğim şeyler beni ürkütüyor. biri gelse, dese ki bana, al bu uçak biletin, bu da otel rezervasyonun, yarın maldivler’e gidiyorsun. diyeceğim tek şey şu olur:

ama benim, buna, kendimi psikolojik olarak hazırlamam bile 1 yılımı alır!

ama işin içinde üzümlü kek olacaksa, uçak bileti yoksa okyanusta yüzerek, otel yoksa sokakta yatarak, onunla beraber olabilmeyi denerim.

bu konuda aslında üzümlü kek’e çok özel bir mesaj iletmeye çalışıyorum. bir sürü mesajımda, ona, onunla beraber gitmek istediğim yerlerden bahsettim. gerçek hayattaki üzümlü kek, normalde benim bundan hoşlanmadığımı çok iyi bilir. sadece onun için yapabileceğimi de anlar umarım. eşimle bile gitmiyorum. bu sene oh iyi ki virüs olayı var da, kurtulduk kosta rika’ya gitmekten diye sevindim gizli gizli. ailesine ait yazlığı var orada.

ah. üzümlü. kek.

virüs diyince aklıma virüs geldi. yani tamam gez dolaş, tadını çıkar, mutlu ol ama ya şimdi bir de hastalanırsan. güçlü, akıllı bir kadın olabilirsin ama bazen çok şansızsın. virüs de kaparsan, aklımı yitiririm artık herhalde.

bazı insanlar grip gibi geçirmiyor bu hastalığı. ben, sanırım sonsuza kadar bazı duyularımı kaybettim. koku alma duyum çok az hatta bazı şeylerin kokusu hiç gelmiyor. kötü şeylerin de hepsi aynı kokuyor. bazen de göğüs ağrım oluyor. özellikle korona’dan kalan izin olduğu yer çok acıyor. kurşun yedim oradan sanki. entübe olmak en korkuncuydu. bunu zihnimden silmeye çalışıyorum. eşimin ailesi, psikologla konuşmamı öneriyor bu konuda. ya ben daha kendi psikiyatri hemşireme 3 ayda bir, 15 dakika zor dayanıyorum, saçmalamayın, dedim. kendim hallederim. zihnimin en derinlerine saklarım bunları.

sadece, kötü bir şey daha olmasın uzun süre. ne olur, dünya eski haline dönsün.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.