tanrım.

üzümlü kek, yine burnumu sıkarak uyandırmaya çalışsa da, ben kuşlarımın kavgasına uyandım bu sabah. çok yapmaya başladı bunu bugünlerde. hiç mutlu değilim bu durumdan. kucağında uzanırken birden burnumu sıkmaya başlıyor.

kuşları veterinere götürmem lazım. kar yağışının durmasını ve günün iyice aydınlanmasını bekliyorum. emmet’ı çekebildim sadece çünkü magic hiç bir şekilde elde tutulmuyor. öyle ısırıyor ki, elim birkaç saat acıyor. o da yaralanmış. parçalamışlar birbirini.

ben bunların birinin dişi, diğerinin erkek olduğuna gerçekten emin değilim. emmet’ı ilk aldığımızda erkek demişlerdi. uzun süre oğlan çocuğu diye sevdik. eş seçmeye götürdüğümüzde ise, hayır bu dişi dediler. bu duyduklarım doğru mu emmet!! desem de magic’i aldık lakin aralarında gelişmesini beklediğimiz ilişkiyi kesinlikle yaşamadılar. kuşlar da bizim gibi aseksüel çıktı. oynuyorlar sadece.

hepsi canlı oyuncak bunların.

her zaman cansız oyuncaklarla vakit geçirmiyorum yani. bazen tüm zaman bunlarla geçiyor. hem canlı oyuncağım hem de canlı oyuncaklarım var.

üzümlü kekim çok mutlu bir oyuncağın kalbini çaldığı için. ben de o mutlu diye mutluyum. hayatta en çok sevdiğim şey gülmesi. ağlayınca çok kötü oluyorum. annemin ve üzümlü kekimin ağlaması, cehennem benim için.

yazarken battal bey öldü.

tanrım.

çocuk kalpli