stalled santa.

en uyumam gereken gecede, kar fırtınası yüzünden ayaktayım. anestezinin tamamen çekilmesi ile, ağrılarım uyutmuyor. zor bir gece geçiriyorum. kar yolları kapamış, noel babam devrilmiş kardan. sincabım da ortada yok. nerede bu çocuk diye endişeli bir şekilde bekliyorum. bu sabah fıstığını almaya gelmedi. çok sorun ediyorum bunu şu an.

bu da çok kötü çakılmış ama ya…

bir yandan da yılbaşı programlarına bakıyorum. bir gün, babaannem gibi televizyonla bütünleşeceğim, nerede ne varmış diye bakacağım aklıma gelmezdi. yılın köpeği yarışması oluyordu, hangi kanaldaymış, onu arıyorum. her zaman corgiler kazanıyor ama izlemeyi yine de seviyorum. ball drop’u ne yazık ki göremeyeceğim. üzümlü kek öldürür beni o saatte uyanık olursam.

anneme yazdım dişimin çok ağrıdığını. git, bir bardak kola iç hiçbir şeyin kalmaz, yazmış. itiraf et anne, bana bu lafı sokmak için bir yere yazdın. annem çok sevinmişti evlenmeme ama eşimle birlikte birer ergen gibi yaşadığımızı anlayınca fikri değişti bizimle ilgili. biz de aslında her çift gibi ihtiyaçlarımız doğrultusunda evlendik. ihtiyacımız olan şey ise, anne ve babamızın sözünden çıkabildiğimiz bir yer olmasıydı.

üzümlü kekimin elime geçen son fotoğrafına bakıyorum bu sabah. fotoğrafta bir şey var ama ne olduğunu çözemiyorum. dikkatimi dağıtan bir şey var. en az 100 kere bakıyorum. sonunda buluyorum. fotoğrafı çeken kişi twitter’da ölesiye nefret ettiğim fenomenlerden biri. hatta aynı fotoğraftan birkaç yıl önce de çekilmiş. aynı çocuk var. yani insanları tanımadan nefret mi ediyorsunuz diyeceksiniz ama bu çocuk benim önüme sürekli kötü bir tweet’i ile düştü. çocuğun çevresinde mi bir sorun var anlamadım. böyle birinden, bir gün iyilik göreceğim hiç aklıma gelmezdi. ilginç bir aydınlanma yaşıyorum bu sabah.

aferin olm, hep böyle selfie at. üzümlü kekin peşinde dolaş. seni bir anda sevdiğimi fark ettim.

bazen böyle sonradan anlıyorum bazı şeyleri. evrende cevaplayamadığım bir sürü soru var. bunlara bazen üzümlü kekin hayatındakiler de ekleniyor. bir gece yatmadan önce, yaklaşık 30 dakika boyunca, lübnan’da, rakı neden büyük su bardağına konarak içiliyor diye anlamaya çalıştım. bir kaç fotoğrafta üzümlü kekin elinde vardı. yani üzümlü keki, bir türlü yerleştirmiyorum zihnime su bardağı ile rakı içerken. (ayran olduğunu düşünmedim değil ama kadeh kaldırıyorlardı)

laban diye bir içecekmiş meğer. gerçekten gerizekalı bir amerikanım. böyle olacağımı, yıllar önce kanada milliyetçisi arkadaşımdan duymuştum. insanların karşısına mutlaka harika bir kanadalı çıkmıştır, hep anlatırlar ya kanadalılar inanılmaz güzel insanlardır diye, bana çıka çıka bu çıktı.

ayrıca benim amerikan olmakla ilgili değil bu yetersizliğim. tamamen kendi kişisel mallığım. bunu bir ulusa yıkamayız. dün pekmez aldım. ekmeğe sürdükten sonra dönüp bir daha aldım. çünkü ilk aldığım şey pekmez değilmiş. bosnalıların pekmez dediği şey ile bildiğimiz pekmez aynı şey değilmiş. pekmiz olanı almak gerekiyor. diğeri çok sert. ekmek kırıldı sürdüğümde. ekmek, iki parça şeklinde elimde kaldı.

neyse sonuç olarak pekmez’im var. olaya böyle bakıyorum. üzümlü olanı geç olsa da buldum. barışıyorum içinde üzüm olan şeylerle. yeniden üzümlü kek-ekmek de yiyeceğim zamanla. buna inanıyorum.

çocuk kalpli.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.