mutlu noeller.

hayatımın en ilginç noel arifelerinden biriydi. hala bitmiş değil ama benim için yakın zamanda bitecek. üzümlü kekim, noel gecesinde bile geç uyumamı kabul etmiyor. en son aradığım şey bana noel gecesi küsmesi. aslında 6.30’u bile geçirmeyecektim ama başaramadım. bir türlü bitmedi noel arifesi günü.

kar yağdı ve her şeyi bir daha güzel yaptı. büyüsünü kattı sanki. gerçi böyle yazdım ama başıma gelmeyen şey kalmadı bugün. hayatımın en komik noel arifesiydi. şu an hiçbir detayını unutmamak için yazıyorum.

sincabımla başlıyorum, çünkü en önemlisi o, oldu.

şoka gireceğini biliyordum zaten ama bu kadar içten bir tepki vereceğini düşünmemiştim. “ya ben bunu, bir gece rüyamda görmüştüm, gerçek mi şimdi” dermiş gibi bakıp, kokladı ilk. sonra tek elini attı üzerine. ben hala cevizi elimde tutuyordum. sordu sanki içinden, “benim mi gerçekten bu ceviz?” dedi. azıcık itmek zorunda kaldım. normalde ellerimi hiç hareket ettirmiyorum, refleksleri var, korkunca birden hareketleniyor, pençeleri çok keskin, istemese bile bir anda beni yaralayabilir, çok hızlı hareket ediyor. ittim alsın diye. aldı ve götürdü cevizi. bir yere gömüp sonra yiyecek sanırım. o kadar değerli buldu. kardeşleri de öyle yaptı. hepsi alıp götürdü.

üzümlü kekimin ruhuna değmiştir umarım…

dün gece fırtına çıkmış ve kar yağmış. öncesinde yağmur vardı ve garaj kapımız dün gece bozulduğundan arabaları evin önüne çekmiştik. yani tesadüfün bu kadarı. sincabım cevizini yedikten sonra, kalan kurabiyelerimi ve kartpostallarımı dağıtmam gerekiyordu. hepsini arabaya koydum ve nasıl olsa arabadan posta kutularına koyacağım, arabadan inmem bile gerekmeyecek diye spor ayakkabılar ve incecik şeyler ile dışarı çıktım.

üzerindeki karları temizledikten sonra, aracı çalıştırdım. araç tam anlamıyla çalışmıyor. donmuş. camlar, silecek hepsi donmuş. uyarı sinyali veriyor. düşen uçak gibi sesler çıkarıyor. uzun süre araba ile uğraştım. sonunda normale döndü. noel ruhunu kaybetmemek adına, bunu çok önemsemedim ve arabamda “driving home for christmas” çalarak, yağan karın tadını çıkarmak istedim. sonra ekrana bir baktım. sadece 5 mil gidebileceksiniz uyarısı. bugünlerde kendimde değilim. toparlayamıyorum bir türlü. yakıt almayı unutmuşum dün. alacaktım, az kaldığını biliyordum ama unutmuşum.

o kadar da kritik bir yerde ki en yakın yakıt istasyonu. michigan’da kar yağdığında araba, çok yavaş kullanılır, dağ tepe olmadığından sadece saatte 20-30 km hızla gidilir. trafik lambaları ana yollar dışında hep yeşildir. durmak yok! benzin istasyonuna da durup girmem gerekiyor. hatta tam kırmam lazım. çünkü sadece 5 mil gidebilecek yakıta sahibim. kaza yapmamak için baya bir etrafından dolaşmam gerekiyor yakıt istasyonunun. bunu yapamam. o direksiyonu oraya kırmalıyım.

yaptım ama nasıl yaptım bana sorun. o arada ne küfürler yedim. yakıt istasyonuna geldiğimde aracın içerisinde hiç yakıt kalmamıştı. bunu doldurduktan sonra anladım. deponun hacmini biliyorum. dolunca, mucize gerçekleştirmişim, dedim kendi kendime.

driving home for christmas’ı açarak kartpostallarımı ve kurabiyelerimi dağıtmaya başladım.

ilk durak becca’nın eviydi. onlar evde yoktu, çocuklar da beni görmesin diye resmen hırsız gibi bıraktım hediyelerini. çünkü beni gördüklerinde, ne olur içeri gir bizimle oyna, diyorlar. noel günü de onları kıramam. bunun yerine yanlışlıkla becca’nın kapı önündeki saksısını kırdım. bir anda kayıp elimle onu tutmaya çalıştım ama onu da alarak yere düştüm. (ayağımda spor ayakkabılar var) becca’ya msj attım, noel noel bana iş mi çıkardın, allah senin belanı versin diye cevap vermiş.

ne yapayım ya…

sonra başka bir arkadaşımın evine gittim. bu gittiklerimi de çok seviyorum. becca’ların aksine bunlar evde olur diye ummuştum. herkes hediye almaya çıkmış. bunlar da yoktu. lakin posta kutuları doluydu. kapının zilini çalmak zorunda kaldım. çocuklar açtı. beni de çok seviyorlar. aaa çocuk kalpli gelmiş diye sevindiler ben de aaa ben geldim diye onlara koştum.

evin kedisi kaçtı. karı çok seviyormuş bu kedi. ilk fırsatta kendini evin dışına attı. çocuklar da pijamalı, çıkıp peşinden koşamaz kedinin, hasta olurlar. siz durun ben yakalarım, dedim.

siz durun ben yakalarım!

çocuklar da öyle bir emin misin bakışı var ki, kendimden utandım.

hayvan sokak sokak geziyor. gel buraya dedikçe kaçıyor benden. spor ayakkabılarımla karların içine giriyorum yakalamak için. tam kıstırıyorum, başka yere kaçıyor. en sonunda yakaladım ama ayaklarım sırılsıklam oldu. gerizekalı hayvan diye hakaret ettim taşırken. noel noel ayıp oldu kediye.

kediyi eve geri koydum ve ayrıldım.

ayaklarım ıslandığı için, sadece yol üzerinde başka bir arkadaşıma uğrayıp eve gitmeye karar verdim. iki saniye posta kutusuna koyacaktım kartpostal ve kurabiyeleri ama ne oldu, posta kutuları dolu. (bizim de öyle çünkü her gün 2 kilo junk gazete, dergi, broşür vs geliyor) kapıyı çaldım ve elimdekileri çocuklara verdim. home alone bugün tüm çocuklar. anne baba dışarıda alışveriş yapıyor veya dağıtıyor, çocuklar evde. verdim ve arabaya gitmeye çalıştım. sonra karın buzlandığı yere bir bastım ve öyle bir düştüm ki, tam kuyruk sokumumu vurdum. yerde kıvrandım bir süre. çocuklar çok güldü ama benim canım çok yandı.

üstüm başım da battı böylelikle.

artık dedim, oh kurtuldum eve gidiyorum. evde sıcak bir duş alırım ve kendime gelirim. sabahın 5.30’unda kaldım. biraz da uyurum. eşim aradı. hazır dışarıdayken, noel donutu getirir misin, yolunun üzerinde hemen, çok güzeller, inanılmaz sevimliler.

noel ruhu…

tamam bunu da halledeyim diye krispy kreme’e gittim. donutları aldım, tam ödeyeceğim, tahmin edin ne yok? cüzdanım. bir saniye bekleyin, arabada kalmıştır, dedim. arabaya gittim. cüzdan yok. telefonumu açtım direk. ne olur, noel’de biri bulmuş ve bana facebook’tan yazmış olsun ya da banka, biri teslim etti araması yapsın diye dua ettim. daha önce 3 kere kaybolduğunda böyle buldum. böyle bir şey yoktu. her şeyimde cüzdanımda. kaybettiysem, gerçekten mahvoldum. sonra gittiğim yerleri bir daha dolaştım. kedinin kaçtığı yerlere bile baktım. cüzdanı bulamadım. arabaya oturdum düşünüyorum. ne yapsam da yer yarılsa şu an. eşimin babası noel öncesi kalp krizi geçirir eğer cüzdanımı kaybettiğimi duyarsa.

sonra gözüm cüzdanımı gördü. siyah olduğu için, siyah olan paspasla birleşmiş, görünmüyor. ben de bugünlerde kendimde değilim. görememişim. neyse donutları da aldım. güzeller gerçekten.

eve döndüğümde öyle bitmiş bir haldeydim ki, direk yatağımın içine girip uzandım ama ağrıdan uyuyamadım. uzandım sadece. geçmesini bekledim. geçmedi. bir şekilde duş aldım ve hediyeleri arabama koydum bu acıyla.

karla harika görünüyordu her şey ama ben artık ölmüştüm…

bu da böyle bir noel arifesi hikayesi olsun.

mutlu noeller!

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.