kötü günde, kötü günde. ölüm bizi ayırana kadar.

birkaç gün önce magic’e yeni kafes aldık. emmet tarafından ısırılıp, mavi tüyleri kan olunca, içimiz acıdı. emmet akşam olunca, kafesi magic ile paylaşmıyor, ona yem yedirmiyordu. gündüz beraber oynarlar ama akşam herkes kendi kafesine gider diye umduk. magic, dayak yediği halde emmet’ın yanında kalmayı tercih etti. 

biz de seninle böyleyiz. mavi tüylerim kan içinde ama ayrılamıyorum yanından.

çocuk kalpli

hem üzümlü hem güçlü. kötü günde, kötü günde. ölüm bizi ayırana kadar. kalbim kırıldı diyorum dün gece rüyamda. yok kırılmadı, kırılmadı dedi gülerek. bak bunu çok kötü yazdım, bir daha oyuncaklarıma veya noel’ime laf edersen çok kötü bozuşuruz, hiçbir şey senden önemli değil ama aralık ayında kalbimin kırılmasını gerçekten kaldıramıyorum, dedim. ondan önemli olduğunu düşünüyordu oyuncaklarıma ve noele ayırdığım zamanın, bunun üzerinden de başka konulara dönüyordu. bir şeyler istiyor ama ne istediğini kendi bile bilmiyordu.

dadım mı olmak istersin, ev arkadaşım mı, peki ya papaza ne dersin? sence de üzümlü kek olmak bunların hepsinden daha iyi değil mi? diye sordum ona.

günlerdir kıskançlık haykıran üzümlü kek, birden bire sakinleşti…

bir süredir böyle. hiçbir şeye tahammülü yok. gerçek hayatının bir yansıması bunlar. ben, bazı şeylerin rüyadan fazlası olduğunu anlayabilecek kadar rüya gördüm. bazı sırlarım da var bu konu hakkında. gerçek hayatta içinde kopan fırtınalar, rüyalarımıza yansıyor. bunun için onu suçlamıyorum. mental problemleri olan biri olarak, bu kısmı kusurdan bile saymam. içinden geçtikleri, unutmaya çalıştıkları gerçekten kolay değil. bunu, ben başaramıyorken, onu tahmin bile edemiyorum. kolay değil unutmak. benim bile, en sevdiğim şeylerden vazgeçmem gerekti. hayatımdan, karnıyarık ve üzümlü keki çıkardım. yakalandığı patlamanın olduğu gün, birkaç saat öncesinde bunları yiyordum. hasta olduğum için annem en sevdiğim yemekleri yapmıştı. bir daha bunları asla yiyemeyeceğim. çünkü beni, direk o güne götürüyor.

neyse, kafese girmeyen magic gibi ben de üzümlü kekimin yanından ayrılmadım. mavi tüylerim kan olmuştu ama onu bırakmam için geçerli bir neden değildi.

biraz üzülmüştüm sadece, çünkü aşkın ne olduğunu bile bilmiyorken, aşık olmakla veya olamamakla üzerime gelmişti. yani evet sana kendi dünyamda aşığım ama gerçek aşkın, böyle şeyler olmadığını da çok iyi biliyorum, sen nasıl bilmezsin noktasında, ayıma sarılıp uzun süre ağlamam gerekti.

şeytanımla da konuştum o sırada. sanki beni beyrut’a noel kutlamaya çağırdın da ben gelmedim, sanki seni her yerden bloke eden bendim diyordu şeytanım. onsuz noel’e girmek, her yıl kalp kırıcıydı ama bu sene çok daha fazlası. bu sene bir araya gelmeyi başaracaktık gibi gelmişti. rüyamda kendi de söylemişti. hatta başka kişiler de bunu söylüyordu.

olmadı…

en güzel yıllarımız ayrı geçiyor. güzel şeyler paylaşmayı hak ediyoruz. hep böyle kötü günde, kötü günde olmamalı.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.