teenagers.

evlilik çatısı altında, ergenliğini sonuna kadar yaşayan iki çiçeği burnundaya, iyileşmemin ardından, becca’nın eşi kyle da eklendi. bodrum katında playstation, giriş katında nintendo, üst katta ise netflix ve hulu dönüyor. PS5 gelmeden, hep beraber elimizdeki oyunları bitirmeye çalışıyoruz. uzun süredir dizilerime ve çizgi filmlerime bakmıyordum, arada onlara da bakıyorum. donut, pizza, cips, tavuk parçacıkları, kola ve bira tüketimi var. becca da gelecekti. gelmedi. gelirsem, üçünüzü de öldürürüm diye son anda vazgeçti. yani aslında böyle planlamamıştık bugünü. kyle sadece noel süslemelerine yardım edecekti ama öyle olmadı sonra. nerede koptu, ben de bilmiyorum ama noel ağacı hala kapıda.

ben, bira içmiyorum tabi lakin sağlıksız da olsa, bir şeyler yemem harika oldu. tad ve koku alma duyum hala olmadığından, yemek yemek başlı başına bir ızdırap olmuştu benim için. onlar yiyince ben de onlara katıldım eğlence olsun diye. midemde, katı bir şeyler var. uzun zamandır yoktu. dışarıda da kar yağıyor. hiçbir şey yapmayıp, super smash bros oynamak için en ideal günlerden biriydi bence.

adının sonunda sh ekleyerek, en sevdiğim sincabıma da ismini verdim. senmişsin gibi geliyor bazen. iki dakika kafamı yastığa koysam, gelip camın önünde gürültü yapıyor, cama vuruyor uyandırmak için. belki de ona lübnan’dan fıstık yollarsın. harika bir hayvan ama bence sen daha sevimlisin. hep sana oyuncağınım diyorum ama bence, sen de oyuncağa benziyorsun.

çocuk kalpli

az da olsa kafamı koyuyorum yastığa. çok erken uyandım bugün. sabah 4’tü sanırım. lakin aynı bu mesajda yazdığım gibi, koyduğum an, favori sincabım gelip, cama vuruyor. iki-üç kere olmadı bu. sürekli aynı şey oluyor. ayıkken gelmiyor. ne zaman uyusam, uyuma, fıstık istiyorum diye cama vuruyor. yine 1 yıl kadar önce, üzümlü kekimin sincap olduğunu düşünmüştüm. aynı sincaplar gibi yerinde duramıyor, benzer bir sevimlilikle oradan oraya atlıyor, insanın tüm ilgisini çekiyordu. bugün, buna emin oldum. üzümlü kekim aslında bir sincap. bununla iletişim kurdu. beni uyutmaması için onu görevlendirdi.

bari fıstık yollasa hayvana.

umarım komiğimdir. ruhen iyi miyim, değil miyim bilmiyorum şu an. sadece daha iyi olmaya çalışıyorum sanki. olumlu şeyleri görmeye çalışıyorum bugün. yaratılışımdaki tüm eksiklere rağmen, rahat unutabilen biriyim, iyi şeyler olduğunda kötüleri geride bırakabilen biriyim, yıkılan şeyleri yeniden yapabilen, bundan da usanmayan biriyim. 1 hafta önce üzümlü kek’e hem çok kızmıştım, hem de çok üzülmüştüm ama geçti, ne bileyim, kalmadı hiç. o da, yardımcı oldu rüyalarımda tabi. yani basit bir nedenden dolayı, yıkılacak kadar küçük bir dünyamız yok ama ben ruhen, hiçbir şeyi kaldıramayacak kadar zorlanıyorum son zamanlarda. herkes gibi ben de, çok kötü bir 2020 geçirdim. dahası, kendi canım yandı, daha kötüsü canımın da canı yandı. o, sincaba benzeyen, oyuncağımsı, sevimli suratına 50’den fazla dikiş atıldı.

benim de ruhuma…

bir süredir dış dünyaya bu yüzden kapalıyım. mailleri, onayladığım veya onaylamadığım yorumları ve dm mesajlarını okuyorum. çok soru birikti. belki, şükran günü için bir video hazırlarım, bilmiyorum bazı soruları cevaplayabilirmişim gibi geldi. uyumadan önceki son yarım saatim de harika bir zaman bunun için. çok rahatlamış oluyorum. diğer türlü çok zorlanırım. kolay bir şey değil benim için ama daha önce yazdığım şeyleri yeniden yazmak istemiyorum. gerçi muhtemelen sabah, bu videoyu neden yüklediğimi bile hatırlamayacağım ama denemeye değer diye düşünüyorum.

özellikle son 15 dakikayı mükemmel bir şekilde siliyor uyku ilacım. dün “the crown” dizisini izliyordum uyumadan önce. son sezonun 3. bölümündeydim. diana evlenecek diye zorladım kendimi, bir an önce göreyim o sahneyi diye gözlerimi kapamamaya çalıştım. sabah uyandığımda 6. bölümdeydim. diana nerdeyse ikinci çocuğa hamile kalacaktı ama ben hala düğünü bekliyordum. flashback olacak sandım. meğer düğün sahnesi çekilmemiş, ben de izleye izleye 6. bölüme gelmişim. netflix browser’ı kaldığınız bölümden devam ediyor. uyandığımda 6. bölümden devam ettim ama bağlayamadım olayları. sonra bir baktım, 3 bölümü tamamen silmiş uyku ilacım. izlenmemişler sanki.

son hatırladığım şey iğrenç bir yemek sahnesiydi. onu da iğrenç olduğu için hatırlıyorum. diana ile camilla, düğünden önce tanışıyorlardı ama camilla’yı oynayan kadın, diana’nın yanında annesi gibi kalıyordu. bu dizinin en sevmediğim özelliği, sürekli sigara içilmesi zaten. her otizmli bireyin, bu dünyada katlanamadığı bir şey vardır, benim de bu. camilla bir yandan sigara içiyor, bir yandan iğrenç bir şekilde tatlı yiyor, aynı zamanda da diana’ya laf sokuyordu. şu an aradığım son şeydi bu sahne. film, dizi izlemek güzel de, bazen çok yıpratıcı şeyler çıkıyor böyle.

neyse, yarın umarım başlarız evi süslemeye. bugün kar yağdı nasıl olsa diye bıraktık. sanki yazlık yerde yaşıyoruz. burası michigan, yani burada kışın genelde kar yağıyor. tuhaf bir şey olmadı. becca haklı kızmakla. bugün de günlerden salı ama ona söyledim artık, böyle bir sen, bir üzümlü kek, bir annem, bir kızkardeşim olmuyor. her şeyi üzümlü keke bırakalım, dedim.

pasaportun nerede, yarın almaya geliyorum, dedi. hala bi sabah uyandığımda, üzümlü kekime gideceğimi sanıyor. bunu duyduğuma çok sevindim. her şey nisan ayına geri dönüyor sanki.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.