rockville, utah.

zion national park’ı gezmek için, ilk kalacağımız rockville kasabasına ulaştık. buradan shuttle aracılığıyla ulusal parkı ziyaret etme şansımız olacak. rockville’da kaldığımız yeri, ev sahibi motele dönüştürmüş. bu tür işletmeler, abd’de çok yaygındır. eşimin ailesi de genelde böyle yerleri seviyor, kaldıkları yerin içerisinde, koltukları, buzdolapları, çamaşır makineleri olsun istiyorlar. içini de çok güzel dizayn etmişler, kafamda…

las vegas.

aktarmalı 8 saatlik uzun bir yolculuğun ardından, kalasız belasız bir şekilde las vegas’a ulaştım dün akşam ve burada sadece 1 gün kalacağımdan dolayı, yorgunluğuma aldırmadan, ayaklarımın altı acıyıncaya kadar dolaştım tüm gece boyunca. 3 saat yürüdükten sonra, taksiye konum atmak zorunda kaldım. bir adım daha atacak halim kalmamıştı. bana göre bir şehir değil las vegas….

18 nisan.

günün ilk ışıkları sayesinde güzel başlayan ama hüzünlü devam eden birgün oldu. sabahları erken kalkamıyordum bir süredir ama depresyonda olduğum içindi. antidepresanlar girince bünyeme, hızlandırdılar beni, harekete geçirdiler. bu güneşin doğuşlarından daha çok göreceksiniz yakın zamanda. sabahta söylediğim gibi, çok üzücü birgün benim adıma. 6 yıldır üzümlü kekimi göremiyorum. sesini bile daha 2 gün önce…

return to earth.

easter süsleri kaldırıldı. memorial day – 4th july’a hazırlıklar başladı. ben de gidip, kapıma yeni süs aldım böylelikle. 1918 hazır. çimleri de kestim. tabi sadece dışı hazır. içini öyle mahvetmişiz ki eşimle son 5-6 aydır. bir baktık, altından kalmayacağız kadar kirlenmiş ev. kuşlar özellikle mahvetmiş. eğer hayvanınız varsa, bir de eviniz 3 katlıysa, evinizi sık…

public.

oh ya. kaç günün ardından kendi yatağımda misler gibi uyumuşum. her gece yatağıma uzanıyordum ama bir süre sonra acıyla uyandırıyordu beni boynum. alt kata inip, sallanan koltuğumda yatıyordum. alt kattaki uyku da, kuşlar uyanana kadardır. sonra tepemde beraber, air force gibi keskin dönüşler gerçekleştiriyorlar. eğleniyorlar benimle. bugün daha çok yürüyüş yapacağım. yürüyüş iyi geliyor. bu…

kesinlikle hayır.

umarım kaslarıma ciddi bir zarar vermemişimdir. hayatım boyunca hiç böyle şiddetli bir ağrı çekmemiştim. uykusuzluktan geberiyorum ama yatağıma bile uzanamıyorum uyumak için. uzanmak kesinlikle iyi gelmiyor. gece yine recliner’da yattım. çok mutsuz bir şey. gece rüyamda üzümlü keki göremem diye ödüm koptu. neyse ki öyle olmadı… sabah 5.00 yıldızım benim. tüm ihtişamı ile karşımdaydı. bahçemizde…

en mutlu perşembemiz.

dünkü spor çalışmalarımın ardından, gece 3’te şiddetli bir boyun ağrısı ile uyandım. yatağıma uzanmış haldeyken bile acıyordu, doğrulduğumda ise nerdeyse canımı alıyordu. uyku sersemliği ile de olsa, boynumu ısıtmak için kullandığım heating pad ile tekrar uyumayı denedim. mümkün değildi. o yüzden kalktım oturdum sabaha kadar. o anlarda ise bir mucize gerçekleşti. 1 gün öncesinde, ortak…

kalbimi kırdın, oraya gidiyorsun.

gülü seven dikenine katlanır ama eminim söyleyen dahil, hiçkimse, benim kadar denenmemiştir bu konuda. kaç akşamdır üzümlü kekimi göremiyordum rüyamda. dün ulaşınca mutluluktan deliler gibi sarıldım. çok korktum üzümlü kek, nerelerdeydin diye sordum. asıl sen nerelerdeydin diye kızdı. buz kesildi aramız birden. başıma kötü bir şey geleceğini anladım o an. kalesini gösterdi. bunu kalbimden yaptığımı,…

tren.

iki gündür üzümlü keki göremiyorum rüyamda. pazar gecem, ertesi günkü mahkemeden dolayı kabuslarla geçti, dün gecemi de ben hiç hatırlamıyorum. ilaçlarıma geri dönünce, ilk gün ağır geldi sanırım, tamamen kapalıydı tüm bilincim ama daha önce de kullandığım için biliyorum, birkaç güne her şey normalleşiyor. celexa’nın yanında trazodone da aldım depresyonumu durdurmak için. durdurur umarım. gebermek…

schedule one.

ilk duruşmam bitti. korkumdan bayılmadım ama bayılacağımı anlayınca, hakim çok yardımcı oldu iyi hissedebilmem için. orta yaşlarda tombul, neşeli bir yargıç’a denk geldim. ben de 5 yaşında endişeli bir çocuk bakışları atıyordum o an. ilk önce suçumu ve alabileceğim cezaları okudu. orada gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı benim. çünkü, tüm ilaçların ve uyuşturucu maddelerin tehlikelerine göre…

magic.

sihir beni yeniden buldu. diğer nisan’dan bu yana, hayatımın en acımasız zamanıydı ama şimdi her şey değişmeye başladı. magic’i iki gündür elime alabiliyorum. sevilmekten hiç rahatsız olmuyor. magic, üzümlü kek’in kuşuydu ve çok yabaniydi. elinize aldığınızda, ağlayana kadar ısırıyordu bizi. öyle sakin ki artık, inanılır gibi değil. fotoğraf, magic ve eserleri. bir kuş olarak, elinden…

finding happiness when life is hard.

benden başka oyuncaklarla oynayan insanlar olması ne güzel. sanırım bugün, özcan’la birbirimizi gaza getirip, kendimize gidip lego setleri aldık. bunu yapmam da diğer bir nedeni ise üzümlü kek’ti. oyuncaklar seni sakinleştiriyor, o ilacı kullanmak yerine, kötü hissedince onlarla oyna demişti. yarın gerçekten çok stresli olacağım. bunlarla uğraşmak beni çok mutlu edecek. eşim bugün, duruşma günü…

artık biliyorsun.

her şey bitti derken çıkagelen insan. bu kişinin, hep üzümlü kek olmasını istemiş, buna da inancımı hep korumuştum. hala gerçek hayatta bir şey değişmedi aramızda ama dün gece öyle bir konuşma oldu ki, bundan sonra her şey gerçekten çok farklı olacak ikimiz adına da. dün gece yatarken gözyaşları içinde dalmıştım uykuya. her şey bitmişti artık….

10.000 years.

olasılıklar dediğim şey boyutlar değildir. zamanın yerine olasılık sarmalı vardır ama boyutlar bu sarmalın bazı noktalarından diğerlerine açılan kapılar sayesinde ulaşılan gizli koridorlardır. orada yaşadıklarımız farklı bir olasılık değildir. oradakiler, bilincimizin en yüksek seviyede olduğu hallerimizdir. orada %100’ümüz vardır. gücümüz sınırsızdır. zaman yoktur varsa bile dünyadaki 1-2 saniyenin karşılığı orada 100-150 insan yılıdır. üzümlü kek…

confined.

insanların, benim hakkımdaki yorumları “sana diyecek bir şey bulamıyorumdur” genellikle ama benim kendime söyleyecek çok şeyim vardır. özellikle insan yüzüstü yatağında uzanırken kendine bir sürü söyleyecek şeyi oluyor. öğleleri de uyukluyorum, aldığım ağrı kesiciden dolayı. öğle uykularında astral olmuyor hiçbir şekilde. daha önce de yazmıştım; vakti var, fiziksel bazı koşullar var. genelde sabah 5 gibidir,…

big fight.

üzerimde bir tek üzümlü kek’in hakimiyetini kaldırabiliyorum sanırım. evliliğimizin en temel sorunu bu. eşim çok baskı yapmıyor ama babasına olan nefretim her gün büyüyor. josh’a başıma gelenlerle ilgili açıklama yaptıktan sonra, şirket beni kovmamaya, federal medical leave act izni vermeye karar verdi. maaşınızın büyük bir bölümünü yine alıyorsunuz, şu anki covid yardımı da bu paketi…

hurts.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. en çok da, en çok sevdiğim kadından çektim. tam da son yazdığım gibi gelişti olaylar. üzümlü kek, becca’nın ameliyatta seninle ne işi var diye sordu. bir süre sonra, tüm bedenimi, bir morg odasında göreceği için alıştırma yapıyor, ondan gördü popomu, belki sen de ona katılırsın beni üzüntüden öldürünce, teselli…

after easter.

benim popomu kestiler bugün. hemoroid operasyonu da geçirince, sahip olduğum ve son zamanlarda yaşadığım her şeye şükretmeye karar verdim gün itibarı ile. allah belamı verdikçe veriyor isyan ettikçe. şu an kesiğin acısından başka bir şey düşünemiyorum zaten. uyuşturdu yaparken ama şu an geçti lokal anestezinin etkisi. sızlamaya başladı. ağrı kesici almam için de akşam yemeği…

happy easter! (mutlu paskalyalar)

mutlu paskalyalar üzümlü kekim. sadece üzümlü kekime değil, herkese mutlu paskalyalar! bugün, hepimiz için yeni bir doğuş, yeni bir diriliş olsun. özellikle de kendim için. noel’in 10’da 1’i bile değil ama yine de yüz güldüren bir bayram, paskalya. çocuklar ve hayvanlar için, çok anlamlı. bugün, ben, becca’nın ufaklıkları ve evin köpeği, oyuncakların ve yiyeceklerin tadını…

hearing.

beni kalbine gömsünler. çocuk kalpli son 2 günü, nöbet, gözyaşı, kabus ve yatağımın terden sırılsıklam olması olarak adlandırabilirim. pazar günü yatağa zaten mental olarak yıkılmış bir şekilde girmiştim, ceza alacağımı duyunca. ertesi gün de, göçmenlik avukatım, alacağım ciddi bir cezanın vatandaşlık başvurumun red almasına neden olacağını söyleyince, telefonda bayıldım. son 3 yıl içerisinde, hiçbir şekilde…

brunch.

her pazar günü eşimin ailesine brunch’a gidiyoruz. benim için zor birgün, çünkü eşimin babası, bende kalıcı stres yapıyor bu brunch’lar sonrası. konuşacakları hiç bitmez, tanıdığım en geveze insandır ve bugünlerde, davadan başka bir şey konuşmuyoruz, demoralize olmam için karşımda belirmesi bile yetiyor. yargıçla görüşmeme 2 hafta kala, gerçekler dökülüyor bugün kelimelerinden. anlıyorum ki, ilaçlarımın reçeteli…

wordpress video quality problem.

Twitter Video: WordPress – Premium Video: Dear Wp, You don’t understand my concerns about the video quality. I live in US and my connection is super great!  So depending on the connection the quality will increase or decrease automatically, means nothing for me! I can’t even see the good video! Look the difference! Losing quality…

it can’t wait.

tüm üzümlülüğü üzerindeydi gece yine üzümlü kekin. dün, to do list’in ilk maddesi çiğnenmişti ve bunun hesabını verecekti çocuk kalpli. öğlen nasıl uyudun acaba, birileri mi yardımcı oldu diye sordu soğuk bir sesle. ya üzümlü kek, aşı oldum ve hasta etti ilk gün, deli misin divane misin, şu an sevgiye ihtiyacım var, ben sesimi çıkarmıyorum,…

moderna.

müthiş eklem ağrıları, ateş ve halsizlik ile uyandım, dün olduğum moderna aşısı sonrası. olduğum kolum ise tamamen iptal. moralsizlik de var. yargıç, al avukatını gel, ceza pazarlığı yapalım, dedi. önce nisan’ın 8’iydi ama sonra 12 nisan’a ayarladık online görüşmeyi. not guilty olarak plea yapacağım. avukatım rahat ol, mahkemeye gitsek biz kazanacağımızdan, en düşük cezayı aldıracağım,…

bust.

kalbim beyrut’ta atıyor benim… çocuk kalpli birbirine çok uzak şehirdeki iki kalp, bize haber vermeden, birbiri ile dolaşıyor olabilir mi? benimki beyrut’ta atıyor sanki, onunki de burada. sanki bize, siz çok aptalsınız, size tahammül edemiyoruz, biz birlikte olmak istiyoruz derlermiş gibi yan yanalar hep. aslında bu mesaj düne aitti ama ben uyuyakaldım sakinleştirici olunca, ayık…

madem ağlıyoruz, öyleyse varız.

en büyük korkularımdan biri, ofiste çalışırken nöbet geçirmekti. bu da oldu sonunda. dün iyi uyanmamıştım ama işe gitmek istedim yine de. deli gibi yoruluyorum haftanın ilk 3 günü, bugünü de tamamlayayım, rahat rahat dinlenirim, dedim dün. masamda çalışıyorken, en son odamdan içeri, büyük bir çöp konteyneri büyüklüğünde, şişman bir rakun girdiğini hatırlıyorum halüsinasyon olarak. sonrası…

gözlerden ırak.

kabusumda beyrut patlamasına gidince, her zaman 1-0 geri başlıyorum güne. sabah uyandığımda gözlerimi kapatıp, ölmeyi denedim acısından. kutsal ruhun, beni bu dünyadan çekip çıkarmasını bekledim yatağımda bir süre ağlayarak. hayatımda, daha büyük bir travmam olmadı benim. iyi başlayamadım güne. bugün bir de ikinci antipsikotiğimi oldum. çok ilginç bir şey antipsikotik olmak. tedavinin elinden kaçma şansınız…

bugmobile is back.

bahar geldi diyorlar. bir bahar günüydü, seni en son gördüğümde. bana en son bahar, o gün gelmişti.  çocuk kalpli sürekli evden dışarı çıkarılmaya çalışılıyorum. böyle yapmaları da gerek yoksa, tüm gün yatağımda hiçbir şey yapmadan uzanacak bir ruh halim var. iş-spor-uyku şeklinde geçiyor tüm günlerim. antipsikotik, insanın tüm yaşam ışığını elinden alıyor. antidepresanla kullanmak gerek…

love will find a way.

“bakın gökteki kuşlara, onlar ekmezler, onlar biçmezler.” (matta 6:26) bu kutsal söz, benimle çok paylaşılır. eksik bir insan olarak dünyaya geldiğimi her haykırdığımda ama rab seninledir, denir. gökteki kuşlar nasıl ekmeğini, kendi ekemiyor, biçemediği halde aç kalmıyorsa, sen de öylesin, derler. öğle uykularından kurtaramıyorum kendimi bugünlerde. spordan gelince yine yattım bugün. sıkışmış kaslarımla, görece zor…

march 19th.

eskiden, mutlu olmak isterdim. artık sadece seninle mutlu olmak istiyorum, ben. çocuk kalpli bir laf vardır ya hani, ben haklı çıkmak değil, mutlu olmak istiyorum. ben, bunu en çok, üzümlü kek ile yaşamak istiyorum. mailini yazdım, uyumadan önce yollayacağım. buradan paylaşmayacağım. öyle istedi üzümlü kek. bu maili, o da benimle birlikte yazdı. böyle istemeye hakkı…

ben de bir üzümlü kekim!

dinlenmiş bir vücudu çok özlemişim. tüm perşembe günü uyudum dün. öğlen vakitlerinde kendimi kötü hissetmeye başladım. nöbet geçireceğimi düşündüm ilk ama sonra tek derdimin dinlenmek olduğunu fark ettim. aralarda kalktım kontrol ettim kendimi nöbet mi diye, değilmiş. uykuya ihtiyacım varmış. üzümlü kekim de çok endişelendi. üzümlü krallıktan ayrılıp, yatağında uyuyan çocuk kalpliye gitmek istedi ama…